Yazı Detayı
22 Mayıs 2020 - Cuma 17:35 Bu yazı 575 kez okundu
 
VAY KÖYLÜM VAY
Sadık Medin
buyuktire
 
 

Bazen geniş bir  caddenin kenarında veya dar bir  kaldırımda, sadece bir konuya odaklanarak yürürsünüz.O sırada memleketten gelen bir mektubu okumaktasınızdır.

 

Belki de yatılı bir okulda yıllar öncesinde okuyan çocuğunuzun  yazdığı bir şiiri bugün tesadüfen ceketinizin iç ceplerinden birinde bulmuş, geçmiş anılara anılar ekleyerek  tarifsiz bir heyecanla , özlemle okuyorsunuzdur.

 

Olmaz olmaz demeyin.Herkesin başına gelebilen bir dalgınlık hikayesi sizin de başınıza gelmiştir.Okuyacağınız satırlar ; Yıldıray Çınar’ın söylediği “Bir yiğit gurbete gitse / Gör başına neler gelir” türküsü eşliğinde okunursa bir yazarın başına gelenler  daha da  ilginizi çekecektir.

 

Değişik nedenlerle memleketini sıla belleyip İstanbul’un türlü çeşit semtlerini mesken tutan gurbetçi hemşeriler arasında, sohbet ortamlarında yer yer yakınlaşmalar; çıkar çatışmalarından dolayı da zaman zaman sataşmalar ve dalaşmalar olmaktadır..

 

 

Fındıkzade’den  Samatya’ya gitmem icap etti. Kızılelma caddesinin kaldırımında  hem  yürüyor hem de bir yandan elime yeni geçen, yirmi yıl önce yazılmış bende hatırası olan bir şiiri okuyorum . Esekapı durağına henüz varmışım, aklım fikrim az önce okuduğum coşkulu şiirde Bir anda karşımda heyecanla bana yaklaşan birisi belirdi.Orta boylu, dümdüz  kaşları uçlarına doğru sarkık , otuzlu yaşlarda birisi olanca samimiyetiyle gülerek sağ eliyle sağ elimi canla başla yakaladı.Bu samimi davranış karşısında , kim olduğunu hatırlamaya çalışıyorum.Benden  erken davranıp , iyice  tanıdığını belirtmek isteğiyle hemen söze girdi.

 

-Vay köylüm vay.Beni tanıyamadın mı?

 

-Yoo tanıyamadım.

 

-Nasıl tanımazsın,sen bizim kasap dükkanından her hafta et,kıyma alırdın ya!..

 

Memuriyetten emekli olalı, memleketten ayrılalı yaklaşık on beş yıl geçmiş aradan. Haftada bir aldığım yarım kilo kıyma veya kuşbaşı eti hangi kasaptan aldığımı nereden bilecek diye de düşünmüyor değilim.

 

-Hangi kasaptı sizin dükkan ?, diye soruyorum. Cevap hazır, hemen söylüyor.

 

-Kardeş Kasap. Amcalarım işletiyor, tanıman lazım, adları  şunlar, soyadları bunlar…

 

 

Memlekette Kardeş Kasap diye ara sıra alışveriş ettiğim bir dükkan var. Var olmasına var da aradan on beş yıl geçmiş, yaşım altmışı geçmiş. Kasap kardeşleri, kardeş kasapları nasıl hatırlayabilirim ki. İsimleri çıkaramadım ama bu surat bu yüz tanıdık geliyor, Az çok tanıdığım  birisine de çok benziyor.İşkillenmek o an için aklımın ucundan bile geçmiyor.Koskoca İstanbul’da bir hemşerime denk gelmişim,ne saadet ne saadet,sorup sorgulanacak zaman mı? ...

                          

 

İzmir’de lisede okurken evimiz Karabağlar’da idi. Okuldan ve mahalleden  arkadaşlarım ilçemize gidiş ve gelişlerimde, bilhassa yaz tatillerinden dönüşümde ;”Hoş geldin, köyden ne zaman geldin”, ”Köy nasıl, neler yaptın”, gibisinden sorular sorarlardı.

 

Büyük şehirlerde yaşayanların nazarında, altmışlı yıllarda  yirmi beş-otuz bin nüfuslu olan güzelim ilçem adeta bir köydü.Bu yüzden karşıma çıkan ve tanımakta zorluk çektiğim o kişinin ilk hitabı bana yabancı gelmedi.İlçeme yapılan köy isnadı belleğime öylesine yerleşmiş ki hiç yadırgamadım. Sorgulamam gerekirken, hafızamdaki bilgiler ve dalgınlığım beni yanılttı, her soruya  cevap verir hale geldim. Neden  tanıyamadım düşüncesiyle neredeyse kendi hafızamı suçlayacaktım. Karşımdakinin soru bombardımanına karşı şu soruyu sorabildim .

 

 

-Hayrola, Senin  İstanbul’da işin ne?

 

-Eşim Cerrahpaşa hastanesinde yatıyor.İki göğsünden ameliyat oldu. Çapa’daki kan merkezine kan almaya gidiyorum. Acil kan almam lazım ama param yetişmeyecek.

 

Ne kadar lazım demeden.cebimden bir beş lira çıkarıyorum. Sözlerinin doğru olup olmadığına emin olmamama rağmen parayı uzatıyorum. Deminden beri gülümseyen çehresi bulutlanıyor hüzünlü bir hale giriyor ve ;

 

-Köylüm bu para yetmez, işim bitince bir de Pendik’e döneceğim, Pendik’te eniştemin yanında kalıyoruz” diyor.Beş lirayı geriye alıp bir on lira uzatıyorum.” Sağ ol köylüm” diyerek Çapa Kan Merkezi’ne doğru seğirtiyor.

 

 

Yel yepelek yelken kürek gidişinden işkilleniyorum. On lira önemli değil ama gene de hayıflanıyorum.Emin olmak için acilen telefona sarılıp, memlekette celeplik yapan bir arkadaşımı arıyorum

 

-Alo Onur bi şey soracaktım,bizim oralarda Kardeş Kasap diye bir yer var mı?.

 

-Var Abi. Hayırdır?

 

 -Orayı çalıştıran iki kardeş.Adları şu,soyadları bu.Tanıyor musun?.

 

 -Valla Abi onları sima olarak tanırım. Adlarını soyadlarını bilmem. Onlarla pek alışverişim olmadı, istersen bi araştırayım.

 

 -Sağ olasın, var olasın Onur kardeşim.Çok önemli değil, araştırmaya gerek yok kalsın. Memlekete geldiğimde niçin aradığımı anlatırım.-Sen de sağ ol Abi. Allah’a emanet olun.

 

 

Memleketten de sağlıklı  bir haber alamayınca kandırıldığımı anladım.”Allah’ım, birine benzettiğim birisi muhtemelen beni aldattı.Bu kişiyle kısa zamanda karşılaşayım.Para pul önemli değil, iki çift laf edeyim”,diye dua ettim.…

               

 

Ertesi gün öğle saatlerinde Adli Tıp’ın olduğu meydandan sahile doğru yokuş aşağı inmekteyim. Ne göreyim , dün muhtemelen beni küçük çapta dolandıran kişi ağır ağır yokuşu tırmanmakta.Bir kaç adım  bana doğru yaklaştığında yüz yüze geldik.Hamle sırası bana gelmişti, ”Vay köylüm vay “deyip sağ elini sıkıca yakaladım,iyice kavrayıp kendime doğru çektim ve  sorguya başladım.

 

-Dün beni kandırarak on liramı aldın.

 

-Yok abi.Ben değildim.Bir başkası olmalı.Ben seni kandırmadım.

 

-Eşim iki göğsünden ameliyat oldu, Cerrahpaşa’da yatıyor kan lazım deyip dün benden para istedin.Ben de sana on lira verdim.

 

 -Yok abi sen beni birine benzetiyorsun. Ben senden para mara almadım. Bir an düşündüm.Dün karşılıklı  iki kişiydik. Ortalıkta şahit mahit de yoktu. Aklıma bir zamanlar ve bu günlerde ara sıra resim yapmam  geldi.

 

-Ben ressamım. Dün gördüğüm birini asla unutmam. Sen şu kimliğini ver bakayım hele , dedim.

 

 

Dünkü kişinin benden  para almasını, bile bile inkar etmesini elbette hazmedemiyorum. On lira için hır gür çıkmasını da istemiyorum. Dolandırıldığıma emin oluyorum sadece.Kendimden emin tavrım karşısında tırsmış olmalı ki, kimliğini hemen uzatıyor.İstanbul’un ilçelerinden birine bağlı “….” köyüne ait nüfus kaydını okuyorum. Sahte olup olmadığını anlamak için kimliğin ön ve arka yüzlerini, fotoğrafını iyice kontrol ediyorum. Muhatabım, aklı sıra (B) planını uyguluyor ve el çabukluğuyla gömlek cebinden bir kartvizit çıkarıyor.Kartviziti uzatıp kimliğini elimden geri alıyor.Kartvizit bir polis memuru adına matbaada bastırılmış,hakiki mi,sahte mi belli değil. Bu saatten sonra, on lira için araştıracak  zamanım  yok, ısrar etmenin de alemi yok.Ben sormadan o devam ediyor anlatmaya.

 

-Bu polis damadım, diyor. Heyheylerim üstümde ama sabrediyorum, bakalım neler olacak diye de merak ediyorum açıkçası …

 

-Ben şimdi  senin damadını  telefonla arayacağım, diyorum. Bu defa kartviziti elimden kapıyor, gömlek cebine atıyor. Ben de hemen kimliğini istiyorum yine. Topu taca attırmak isteyen iki futbolcu gibiyiz adeta . Kafası allak bullak olmalı ki, itiraz etmeden kimliğini yine uzatıyor.  Bilgilerini tekrar kontrol ederek adını soyadını ilçesini köyünü iyice belleğime kaydediyorum. Topun taca çıkacağı yok. Muhatabımın iç sesi “Beni bırak artık, ne olduğumu anladın. Bende para ne gezer,alt tarafı on lira verdin,lafı mı olur” ,diyor sanki.Kimliğini kendisine, kendisini Allah’a havale ediyorum.

 

-Sizin gibiler yüzünden hiç kimse hiç kimseye bir lira dahi vermek istemiyor bu şehirde, diyorum…

 

 

Caddenin kenarına park edilmiş vaziyette eski model bir otomobil duruyor.Ellili yaşlardaki sürücüsü sanki birisini beklemekte. Bizim konuşmalarımızı kelimesi kelimesine dinlemiş olmalı ki, son sözüm üzerine dayanamayıp lafa karışıyor;

 

-Elli yıllık İstanbulluyum. Böylelerini çok gördüm. Bırak yakasını ne hali varsa görsün. Başımın gözümün sadakası de geç,diyor.

 

Otomobil sürücüsü işbirlikçi olabilir mi diye düşünüyorum bir an, mantıken olmayabilir de. Bu sırada dolandırıcının ağzında köpükler beliriyor. Hasta da olabilir, bana çaktırmadan ağzına diş macunu da sıkabilir. Aklıma “Hırsız evine kadar kovalanmaz” atasözü geliyor. Eşmenin eşelemenin bir alemi yok, konu benim açımdan kapanmıştır deyip meydanı terk ediyorum.Yokuş aşağı evime doğru yol alıyorum.Tek tesellim duamın gerçekleşmesi, dolandırıcıyla  tekrar karşı karşıya gelmem ve iki çift laf etmem,galeyana gelip yaka paça  olmamam.

 

 

Siz siz olun her soruya ilkokul çocukları gibi cevap yetiştirmeye çalışmayın. Siz daha çok sorular sorun, karşınızdakiler size cevap yetiştirsin. Hangi şehirde yaşıyorsanız yaşayın, yolda yürürken piyango çekiliş sonuçlarını biletinizle karşılaştırmayın , yolda kırk yıldır görmediğiniz babanızla karşılaşsanız dahi ihtiyatı elden bırakmayın. Aradığınız dükkanın  tabelası hariç, yolda şiir miir okumayın.

 

Mehmet Sadık MEDİN -28 Nisan 2020- Samatya

 
Etiketler: VAY, KÖYLÜM, VAY, ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
05 Ekim 2020
BÜYÜK HAVUZLU’DA ŞENLİK VAR
239 Okunma.
13 Eylül 2020
ANYA MANYA KUMPANYA 2010
381 Okunma.
30 Temmuz 2020
MANGIRMATİK - ÇERÇÖPATIK
434 Okunma.
11 Temmuz 2020
AH KEDİ VAH KEDİ
587 Okunma.
25 Haziran 2020
ÜSTÜVANE CAMBAZI VELİ
482 Okunma.
13 Haziran 2020
MASKESİZ BEŞLER VİRÜSE KARŞI
493 Okunma.
06 Haziran 2020
ÇAVUŞ’UN KAHVESİ
1229 Okunma.
22 Nisan 2020
KORNA, KORONAVİRÜSE KARŞI
933 Okunma.
19 Aralık 2019
DİLİMİZ TÜRKÇE
819 Okunma.
03 Aralık 2019
ÜÇ KAFADAR İZMİR FUARINDA
655 Okunma.
25 Kasım 2019
CAVİT YILDIRIM ve CAN EDEBİYAT
744 Okunma.
15 Kasım 2019
AB'YE GİRDİK DE NE OLDU?
595 Okunma.
11 Kasım 2019
ÜÇ KAFADAR İZMİR FUARINDA
569 Okunma.
02 Kasım 2019
BİR TELEFON GÖRÜŞMESİ
659 Okunma.
26 Ekim 2019
KALAYCI KALFASI MOLLA MEHMED
675 Okunma.
19 Ekim 2019
KASABANIN UFO'SU
551 Okunma.
28 Eylül 2019
ÇA­­YCI ÇI­­RA­­ĞI - TA­­KA­­VİT
855 Okunma.
21 Eylül 2019
KAMURAN ŞİPAL SON ÖĞRETMENİM
685 Okunma.
14 Eylül 2019
GÖZÜM BİR YERDEN ISIRIR
692 Okunma.
14 Eylül 2019
GÖZÜM BİR YERDEN ISIRIR
374 Okunma.
30 Ağustos 2019
SEVDA
680 Okunma.
18 Temmuz 2019
ŞİİRİN GÜCÜ
924 Okunma.
17 Temmuz 2019
ŞAKİR YILDIZ, YANILMADINIZ
746 Okunma.
16 Temmuz 2019
ŞAKİR YILDIZ GELİYOR
756 Okunma.
25 Haziran 2019
NASİHAT GİBİ
710 Okunma.
11 Nisan 2019
SAYIN BAKALIM SAYIN
1379 Okunma.
11 Mart 2019
KELİMELERİN KARDEŞLİĞİ
1873 Okunma.
30 Ağustos 2018
FESLEĞEN FESTİVALİ
6204 Okunma.
30 Nisan 2018
BORDRO MAHKÛMLARINA
6134 Okunma.
Haber Yazılımı