Yazı Detayı
25 Haziran 2020 - Perşembe 18:15 Bu yazı 273 kez okundu
 
ÜSTÜVANE CAMBAZI VELİ
Sadık Medin
buyuktire
 
 

Konya Ereğli’de bir zamanlar  bisiklet motosiklet tamirciliği yapan Veli isimli atletik yapılı sportmen bir genç vardı.Bisiklet öğrenmek isteyenlere bisiklet kiralar,tamiri gereken bisikletleri ve motosikletleri ustalıkla onarırdı.

 

Günün birinde Konya’dan Ankara’ya yolculuk yapmaya karar verdi.Velinin aklında daha önceden tanıdığı üstüvane (Silindir) içinde jawa motosikletiyle daireler çizip yukarılara tırmanan sporcu Tatar Memet vardı.Niyeti Tatar Memet’i ,hazır Ankara’ya gelmişken  Gençlik Park’ında  görmekti.

 

Altı yedi yıl önce, Şehremini’de Mehmet ağabeyin çalıştırdığı “Olgunlar Çayocağı” nda Veli ağabeyle sohbet ediyorduk.Söz sırası Veli Abi’de idi.

 

“Sene 1956.Eskiden sonbaharda veya ilkbaharda (bazı yerlerde, ramazan eğlencelerinin yapıldığı günlerde) Ereğliye Lunapark (üstüvane) gelirdi.Yani hasat sonunda halkın  para kazandığı  zamanlarda.Tatar Memet isimli bir arkadaş burada motorla silindir içinde altı yedi metre yüksekliğe kadar dönerdi.Motorun markası da java olacak.Niye? İllaki java. diğer motorlar seri değil, çoğu siboplu. Java sibopsuz, yani iki zamanlı seri bir motor.Bu gösteri motorlarında çamurluk olmaz,aksesuar hiç olmaz.Motorcu  fıçı içinde hep döner.Lastikler sıfır olur tırnak olmaz.kabak lastik olur.

 

-Lunaparkçılar bir müddet Ereğli’de kalıyorlar, Tatar Memet’i de bu yüzden gayet iyi tanıyorsun sanırım.

 

-Evet. Ben de motor tamircisi olduğum için; arasıra bazı bazı gelirler,şu debriyaj telini değiştirelim ,platin ayarını yapıver, avans ayarını yap bi zahmet.Bu sayede bir arkadaşlığımız oluştu bunlarla.

 

-Daha önce anlatmıştınız .Bir Ankara meceranız vardı.

 

-Bir gün Ankara’dayım.Öğle üzeri Gençlik parkında , Luna parkı gezerken aynı bizim Ereğli’de kurdukları gibi bir üstüvane gördüm.Bir kaç seyirci  üstüvane girişindeki görevliye gösterinin ne zaman başlayacağını soruyorlardı.İyice yaklaştım, baktım üstüvane sahibi tanıdık .Bizim Ereğli’ye getirilen üstüvane.,

 

Tatar Memeti sordum. Meğer apandisiti patlamış ameliyata almışlar.

 

-Bugün  Tatar  Memet burada olamayacak. Gelemez, istirahat etmesi şart . Akşam seansında. başka da motor binecek elemanımız yok, bakalım ne yapacağız ne edeceğiz” dedi.

 

Dokunsan ağlayacak.adamcağız .Motosikletin yapısını iyi bildiğim ve cambazların silindir içindeki hareketlerini  çok iyi takip ettiğim için bana bir cesaret geldi.”Böyle bir fırsatı bir daha bulamazsın” dedim içimden.”Önce bir denerim ,başarırsam seansı tamamlarım” diye düşündüm.Kararımı üstüvane sahibine  söyledim.Hem sevindi hem şaşırdı .Başıma bir iş gelmesini istemiyordu ,yüzünün ifadesinden bunu anladım.Cahil cesareti deyin ne derseniz deyin.”Siz tasalanmayın,kaç senedir motor kullanıyorum.Dere tepe, bayır çayır, çukur tümsek bana vız gelir.Sorumluluk bana ait, ben binerim” dedim.

 

-Ehliyetin olacak, bu işi yapabildiğine dair ruhsatın olacak. Yaşın tutuyor mu, tutmuyor mu belli değil. Sağlık raporu var, şusu var busu var.Yaşın tutmuyorsa cezası var. İyice eğitilmen lazım ona da zamanımız yok.

 

Onaltı veya on yedi yaşlarındayım. Şimdi tuttuk, illaki motorla gösteri yapacağım dedik ya.Şöyle iyi binerim, motordan böyle böyle anlarım dememle bunlar çaresizlikten cezayı mezayı göze aldılar.Oradaki diğer çalışanlar da “olur yapar, aslan gibi delikanlı” sözleriyle hem beni hem lunaparkçıyı gaza getirdiler.Halkı üstüvaneden soğutmamak için bu akşam illaki bu gösterinin olmasına karar verdiler.

 

Önce prova yapmamı istediler.Gayet rahat döndüm silindirin içinde.Gaz vere vere yükseldim.Bayrak gösterdim.,,Şimdi bu yaz düşünüyorum da benim yaptığım cahil cesaretiymiş.Bu günkü aklımla o günkü genç halimle bugün bin deseler binmem binemem.O cesaret bugün yok.O gün o cesareti göstermişim.Provadan sonra aradan az bir zaman geçti.Motora bindim gençliğin verdiği özgüvenle gösterimi tekrar tekrar gerçekleştirdim.Her defasında seyircilerin tezahüratıyla alkışlarla  adeta daha da ustalaştım.Gece yarısına doğru saat yirmi üç sularında gösterimiz bitti.Lunaparkçı tebrik etti yevmiyemi fazlasıyla verdi.teşekkür üstüne teşekkürler etti.Görevi kazasız belasız yerine getirmenin gururu ve sevinciyle   üstüvaneden dışarı çıktım.Lunaparktan ayrıldım.

 

O zamanlar Ankara’dan Konya’ya gece on iki de, bir’de otobüs kalkardı bir arabasına yetiştim. Öğleyin yarıma doğru Konya’ya geldim. Bir veya bir buçuk otobüsüyle Ereğli’ye döndüm.

 

Daha önce de söylemiştim. Ereğli’de Uyar Palas otelinin altında bisiklet motosiklet tamir atölyem var, yedek parça satışı da yapıyorum Ulu Cami’ye giden yolun üç yol kavşağında işyerim. O günlerde böyle bir atölye bu semtte açılabiliniyordu günümüzde işyeri açma ruhsatı  verilmesi imkansız tabii ki. İthal kotalarının açıldığı zamanlarda yılda birkaç defa Konya’dan alıp gelirdim yedek parçaları.Yiyecek giyecek çok ama bol para yok .Koyun,keçi inek dana olur.İnekler yavrular dananın birini keser diğerini satardık.okul harçlığı yapardık defter kalem ihtiyacımızı karşılardık geçmişte. Hafta sonlarında şehir dışına çıkardık. Bir keresinde üç motorla altı arkadaş olarak bin dokuz yüz elli yedi yılında İstanbul’a gittik dinlene dinlene, şehirlerde mola vererek bir haftada…

 

 

Ne böyle bugünkü gibi bir yol var ne de süratli motor var. En büyük motor o yıllarda doksan-yüz yapıyor. Ankara’ya da gittik Adana’ya da gittik gitmediğimiz yer kalmadı hemen hemen.O zaman Ereğli’den Konya’ya, Konya’dan Ankara’ya gitmiştik otobüslerle.O günlerde direkt Ereğli’den Ankara’ya otobüs yoktu. Ankara’da silindirde gösteriye cahil cesaretiyle çıktım.Hem egomu tatmin ettim hem de hevesimi aldım. O zamanlar düşmek uçmak, ayak kırılacakmış, kol çıkacakmış önemli değil benim için. Şimdiki gibi yatıp da oofff, aahhh diyecek halimiz de yok.Tatar Memet yirmi beşli yaşlardaydı.Tatar Memet Luna Parkın üstüvane bölümünde çalışan bir eleman ya da bir ortağı idi. Luna Park tahminen bir haftada kurulur on beş yirmi gün faaliyette bulunurdu.Atlı karıncalar,dönme dolaplar, havalı tüfekle füze ve balon patlatmalar, sigara paketine  kasnak atmalar ve kahkaha aynaları ilgimizi çeken yerlerdendi.

 

Ellili yılların sonunda hasatı yapılan tarım ürünleri ; Buğday, nohut, fasulye, elma  daha sonraları da pancar idi.Et ve süt ürünleri de büyükçe bir kasaba görünümündeki şehrimizin gelir kaynakları idi .Luna Parkçılar güzün veya ilk bahar aylarında.şehrimize gelirlerdi.Çoğumuzun otuz, kırk, elli evlek, yüz evlek büyüklüğünde elma bahçeleri olurdu.Şehrimizde yedi tane ana arterli akarımız vardı,küçük bölmeler hariç.Toros dağlarından gelen Ak Göl’e dökülen yedi ana su kolu vardı.

 

Ünlü tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı’nın; Konya, Niğde, Nevşehir gibi illerin yanı sıra Ereğli hakkında da bir eseri vardır.Ayrıca Ereğli kültürü,örf ve adetleri hakkında resim ağırlıklı , “Kayıp Ereğli” isimli bir kitap da yazılmıştır.

 

Üç bin küsur kitaplı şahsi kitaplığı bulunan Veli Abi, kendi ifadesiyle; “Hiçbir eğitimim yok ama cesaretimle, merkezkaç kuvveti hakkındaki bilgim  ve motosikleti kullanma yeteneğimle uçmayacağımdan düşmeyeceğinden emin olarak fıçı diye tabir ettiğim üstüvanede bir seans lunaparkçıların gece gösterimini gerçekleştirdim.”,dedi…

 

Sürücü silindirin içinde yukarı tırmanmak için gaz veriyor, inişe geçerken gaz kesiyor. Gaz teli de sürücünün belli bir sev iyeye çıkabileceği şekilde ayarlı. Java motosikletlerde özel ayarlanmış bir karbüratör, benzin gaz  karışımını ayarlayan piston ve gaz teli mevcut.

 

Veli Abi ; anılarını o günkü  heyecanla anlatırken  azmini ve cesaretini takdir ediyor, alkışları  ve bravo seslerini biz de duyuyoruz. Hangi dalda olursa olsun bilhassa milli maçlarda ve diğer gösterilerde bayrağımız dalgalanırken sporcularımızı nasıl alkışlıyorsak  gönüllü üstüvane cambazı  Veli Abi’mizi de  öyle  alkışlıyoruz.

 

Mehmet Sadık MEDİN-18 Mayıs-2020-Fatih

 
Etiketler: ÜSTÜVANE, CAMBAZI, VELİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı