Yazı Detayı
30 Haziran 2020 - Salı 13:27 Bu yazı 293 kez okundu
 
ÖZELLEŞTİRME DİYE DİYE!...
Tanju Çığranış
cigranis@mynet.com
 
 

80’li yıllar…
 

Türkiye’nin liberal ekonomiyle yönetildiği ve serbest piyasa ekonomisinin uygulanmaya başlandığı Özallı yıllardır.
Gümrük duvarları ile korunan ve yerli sanayisinin ürettikleri mallar ile yetinen Necip Türk Halkı, 80’li yılların ortalarından itibaren kolaylaştırılan ve teşvik edilen ithal malları ile tanıştı.
2000’li yılların başında diğer KİT’ler gibi yok pahasına satılan TEKEL sigara fabrikasının ürettiği Samsun,Maltepe,Bafra ve Yenice gibi sıgaraları
 

 

 (Hanımlar için mentollü Meltem sigarası)
Tüketen Türk Halkı, Amerikan sigaraları Malboro ve parlament gibi sigaraların tütününe alıştırıldı.
(Çünkü içinde bağımlılık yaratan nikotin harici katkı maddeleri sigara tütününün içine harmanlanıyordu)
Yerli Tütünle üretilen sigaraları beğenmez oldu.
 Oysa bu sigaraların bazılarıVirginia tütünü ile  yarı yarıya Türk Tütünü ile karıştırılarak harmanlanıyordu.
 

 

(Yani ABD’deki Sigara Kartelleri Türkiye’den Tütün ithal ediyorlardı.
Türk Tütün’ünün bitirilişinin başlangıcı da bu yıllara rastlar)
Yine TEKEL’in ürettiği Yeni Rakı ve Bira Tüketilirdi.
70’li yıllarda Özel Sermaye nin ürettiği biralar vardı ama daha ucuz olduğu ve içimi hafif olduğu için tercih edilirdi.

 

 

SÜMERBANK adı altında faaliyet gösteren bir kuruluşumuz vardı.
İzmir Konak’ta YKM (Yeni Karamürsel Mağazaları) gibi 2-3 katlı mağazası vardı.
Uygun fiyatla konfeksiyon ve ayakkabı satılırdı.
İşte Tarihçesi;
Sümerbank, özel bütçenin temelini oluşturan karma bütçeli idare uygulamasının başladığı 1933 yılında kurulmuş, ticari nitelikte mal üreten kuruluş. Tekstil sanayisi ile aynı anda banka konumunda.

 

 

11 Temmuz 1933 tarihinde Atatürk tarafından Sümerbank ismi verildi. İlk büyük kompleksi Eylül 1935'te Adana'da kuruldu. Bu kompleksin inşası için 1932 yılında İsmet İnönü Sovyetler Birliği'nden 8,5 milyon liralık kredi aldı. Yapının tasarımı Sovyetler'e aittir. Adana Bez Fabrikası ve Lojmanları, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kamu yatırımıdır.

 

1987 yılında Sümerbank'ın özelleştirilmesi kararı alındı ve banka Kamu Ortaklığı İdaresi'ne devredildi. 1988'de Sümerbank Holding kuruldu. Holdingin bankacılık birimi 1993'te Yüksek Planlama Kurulu kararıyla Sümerbank adı altında yeniden yapılandırıldı. 24 Ekim 1995'te Garipoğlu şirketler grubuna 103.4 milyon dolara satılarak özelleştirildi. Hayyam Garipoğlu'nun Malki cinayeti ve Türkbank skandalına adının karışması, Sümerbank'ın elinden alınmasına neden oldu. Sümerbank 21 Aralık 1999'da TMSF'ye devredildi. Ardından 9 Ağustos 2001 tarihinde Oyak Grubuna satıldı. Oyakbank A.Ş.'ye 11 Ocak 2002 tarihinde tescil edilmiştir.


 

Yerli Otomotiv Sanayisi Bugün de olduğu gibi Avrupa Ülkelerinin önde gelen otomotiv firmalarının  ortak üretim fabrikaları vardı. Türkiye de sadece karoseri (Dış Aksamı) üretilen ve diğer aksamları yurt dışındaki üretici firmadan gelip burada montajlanan otomobillere Türk Halkı benimsesin diye yerli adları takılıp piyasaya sürülür ve bu otomobillerin yeni çıkan modellerine sahip olabilmek için aylar öncesinden acenteye ön ödeme yapılır ve sıra beklenirdi…
İşte o yıllardaki güya yerli otomobiller ;
Koç’un Anadol’u, Fıat 124 ve 131’in Türkçe versiyonu
Murat 124 ,131 ve OYAK-Renault’un ürettiği Reno 12 modelleri…
70’li yıllarda benim gibi çocukluğunu ve ilk gençliğini yaşayan nesil, yabancı otomobilleri  ancak Almancılar tabir ettiğimiz,yurt dışında yaşayan gurbetçi vatandaşlarımızın,tatillerini geçirmek üzere Yaz aylarında, Türkiye’ye geldiklerinde, kullandıkları Alman malı otomobilleri görerek ve İzmir Fuarın da her sene pavyonu bulunan,Mercedes Firmasının son modellerini görücüye çıkardığı otomobillerdi.

 

70’li yıllarda SEK (Süt Endüstrisi Kurumu) ‘in ürettiği sütü, tereyağını  tüketirdik.

 

(Yoncagül ismiyle üretilirdi)
İzmir Çınarlı’daki Fabrikasına Rahmetli Babam bu tereyağlarından almam için beni çok göndermiştir.
O yıllarda Bornova’da ikamet ediyorduk.
Bornova’dan Çankaya yada Konak istikametine giden Belediye otobüsüne biner,Çınarlı’ da iner Fabrika’nin önündeki satış Mağazasında sıramı bekler ve tereyağlarını alıp yine Belediye Otobüsüyle yada dolmuş la Bornova’ya geri dönerdim.
Et ve Balık Kurumu adında bir kuruluş vardı.
(Bu kurum hala faaliyet gösteriyor ama eski etkinliğinden uzak)
Üreticiden aracısız alıp halka o zamanın koşullarında uygun fiyatlara et ve yan ürünlerini (Sucuğu meşhurdu) satıyordu.

 

80’li yıllarda Turgut Özal Dönemiyle birlikte Karma ekonomiden  (Devlet+Özel Sektör) serbest Piyasa Ekonomisine hızlı bir şekilde geçildi.
(Kambiyo Rejimi değiştirildi.)
Türkiye de Devletin elinde olan  rehabilite edilmediği ve  zaman içerisinde verimli bir şekilde işletilmediği  için hantallaşmış , iktidar ve  yakın çevresinin, KİT’lerin üst yönetimlerine yeterlilik ve donanım şartı aranmadan adeta arpalık olarak kullanıldığı  için zarar eden KİT ler Özal Döneminde Devletin sırtında bir yük olarak lanse edilerek Özelleştirme furyalarının ilk kapısı aralandı.
Serbest piyasa ekonomisi yanlısı Özal ki bunun ilk adımınıda Süleyman Demirel Hükümetinde
 Ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcısı olarak aldırttığı 24 ocak kararlarıdır;

32,7 oranında devalüasyon yapılarak günlük kur ilanı uygulamasına gidilmiş,

 

Devletin ekonomideki payını küçülten önlemler alınmış, KİT'lerdeki uygulamaya paralel olarak tarım ürünleri destekleme alımları sınırlandırılmış.

Gübre, enerji ve ulaştırma dışında sübvansiyonlar kaldırılmış.

Dış ticaret serbestleştirilmiş, yabancı sermaye yatırımları teşvik edilmiş, kâr transferlerine kolaylık sağlanmış.

Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri desteklenmiştir

İthalat kademeli olarak liberalize edilmiş, ihracat; vergi iadesi, düşük faizli kredi, imalatçı ihracatçılara ithal girdide gümrük muafiyeti, sektörlere göre farklılaşan teşvik sistemi ile teşvik edilmiştir.

 

T.Özal ,12 eylül Askeri rejiminin kurdurttuğu kabinede de Başbakan Bülent Ulusu’nun Ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcılığını 1982 yılına kadar devam ettirmiştir.
1983 yılında yapılan serbest seçimlerle Anavatan Partisi tek başına iktidar oldu.
80’li yılların  sonlarına doğru Özelleştirme furyasını ilk başlatan Turgut Özal dır.
2002 yılında iş başına gelen Ak Parti Hükümetleri döneminde ise devletin elindeki avucundaki ne kadar kamu kuruluşu var ise değerinin çok altındaki
fiyatlara haraç mezat satıldı.

 

 

 
Etiketler: ÖZELLEŞTİRME, DİYE, DİYE!...,
Yorumlar