Yazı Detayı
26 Mayıs 2020 - Salı 15:43 Bu yazı 776 kez okundu
 
KORONA VİRÜS VE SONRASI
Süleyman Övül
buyuktire
 
 

Sevgili okuyucularımız,

 

Korona Virüs hakkında yüzlerce uzman, bilim adamı, siyasiler, yorumcu, araştırmacı, gazeteciler, editörler konuştu yazdı programlar yaptılar. Sonuç; halkın dilinden konuşana rastlayan oldu mu?

 

Bu yazımızda sadece soruyoruz? Yorumlamıyoruz. Yorumlamak haddimiz değil.

 

Maske takın. Ellerinizi dezenfekte yapın yıkayın. Sosyal mesafe, elbette doğru şeyler.

 

Doğru 14 kural harika. Bunlar normal yaşamımızda olması gereken şeyler. El, ağız ve yüz, vücut temizliği. Sanki yeni bir akımmış gibi göstermek yanlış.

 

Bunların dışında birde farklı gözlükle baksak.

 

Mesela küresel finans planlamacıları oyun yapmış olabilir mi?

 

Küresel ekonomik krizden parasal savaş çıkartarak faydalanmak isteyenler olabilir mi?

 

Küreselcilerle, ulusalcılar çarpıştırılmak istenebili mi?

 

Nükleer saldırı yerine biyolojik saldırı olabilir mi?

 

Küresel kriz oluşturmak istenebilir mi?

 

Çin'in yükselen ekonomisi engellenmek istenebilir mi?

 

ABD yandaşı İsrail, İngiltere, ABD üçlüsünün bir oyunu olabilir mi?

 

Baktığımızda İsrail ABD yanlısı iken çıkarları için ÇİN'e yanaşması düşündürücü değil mi?

 

Ekonomik silah elde etmek için insanlara kıyım yapmış olabilirler mi?

 

Her sistem kendi kurumlarını oluşturmakta. Biz Türkiye olarak bu olayların neresinde kaldık.

 

Kurallara uyum sağladık mı, elbette. Ulusumuzun halkımızın büyük çoğunluğu bu konuda duyarlı ve de yasal uyumlu olarak gerekli saygıyı gösterdi.

 

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) bu olayların neresinde? Ne zaman değerlendirme yaptı? Ne derece etkili oldu? DSÖ’yü kimler yönetiyor? Koronavirüs neden geç bildirimde bulundu. 2019’da vardı da bizim mart 2020’de neden bilgimiz oldu?

 

Dünya yeni bir düzen rejim sistemi mi kuracak?

 

Para birimleri değiştirilecek mi?

 

DSÖ güvenceli ve inandırıcı bir kurum mu?

 

Ekonomik savaş kaçınılmaz elbette. Korona’yı kazanç kapısı haline getiren ülkeler oldu mu?

 

ABD olayın Çin’den çıktığını hatta bazı uzmanlar yarasa yediklerinden dolayı oluştuğunu söylediler. İyi de Çin yarasayı 2019 yılında mı yemeye başladı, hayır. Yüz yıllardan beri yemekteler hatta daha kötü hayvanları yemekteler. Bu da tutmadı. Birileri bu virüsün laboratuvar ortamından kaynaklandığını söyledi hemen susturuldu.

 

Peki, bu olaylarda Türkiye nerede? Biz halk olarak elimizden geleni yaptık, sanırım bazı dış mihraklar istedikleri beklentileri pek başaramadılar. Şimdi de ikinci dalga belirtisi başladı.

 

Dünya geneline baktığımızda önlemlerde gevşeme başlarsa yeniden virüs belası başını kaldıracak mı?

 

İkinci dalga gelirse Türkiyemin neresinde neler yapacak.

 

Tarıma önem artacak mı bizde? Üretimde kendi kendimize yetebilecek miyiz? ATA tohumlarına geri dönecek miyiz? Üretici çiftçimize ne gibi destekler verilecek? Ne tür imkanlar sağlanacak? İthalat devam edecek mi?

 

Türkiye kendi ekonomisini hangi politikalar ve sistemler ile ekonomik krizi yenerek kurtulacak?

 

Biyolojik savaşa girmeden değişimi başarabilecek miyiz? Ulus devleti olarak bizler ekonomi ve tarımsal alanda akıllı davranabilecek miyiz? Küreselcilerin oyununa gelmeden bozabilecek miyiz?

 

Gıda, tarım ve suda kaliteli ve sağlıklı ürünler üreterek hem kendi kendimize yetecek hatta daha da ileriye giderek ihracata yönelebilecek miyiz?

 

Kendi kaynaklarımızı iyi değerlendirebilecek miyiz?

 

Sosyal politikalar, yerel tohum ve hayvancılık ile tarımı elverişli hale getirebilecek miyiz?

 

DSÖ, IMF, BM, NATO, DTÖ ne gibi çıkarlar ve oyunlar oynayacak? Bir nesne sınırsızlaşmışsa değersizleşir, kıymetsizleşir bizim paramız gibi.

 

Küresel göç oluşacak mı, Türkiye bu göçe evet diyerek farklı toplulukları içimize alacak mı?

 

Ülke ekonomisi vatandaşı nasıl etkiledi belli, orta tabaka yok artık. Fakir (alt tabaka) ve üst tabaka.

 

Tarıma önem vermemiz diğer temel ihtiyaçlarda üretimi artırarak elimizi çabuk tutup, ekonomiye katkı sağlamak zorundayız.

 

Önlemler elbette alınmalı hatta sıklaştırılmalı, kurallar konulmalı. Yabancı filozofun dediği gibi "En kötü kural en iyi kuralsızlıktan iyidir."

 

Kayıt içi çiftçimize tohumda, yakıtta (akaryakıt - elektrik), gübrede, ilaçlamada dahası satışta garanti verilmeli, desteklenmeli.

 

Üretim araçlarımız yerel yaşama dönüştürülerek planlı tarım yapılmalı. Ekim sayım beyanı usulü kayıt içine alınmalı. Geçmişte tarım müdürlüklerinin istatistikleri gibi, kotaları gibi.

 

Köy enstitüleri, il ve ilçe tarım işbirliği gibi planlı ve iyi tarım.

 

Tüm halkımız kurallara uymalılar. Sıraya girmeli, temassız davranmalı. Sosyal mesafeye önem vermeli.

 

Maskemizi takalım. Sosyal mesafeye uyalım. Araçlarımızı, işyerlerimizi ve evlerimizi dezenfekte edelim. Temiz tutalım temiz olalım. Maske ve eldivenlerimizi yerlere atmayalım.

 
Etiketler: KORONA, VİRÜS, , VE, SONRASI,
Yorumlar
Haber Yazılımı