Yazı Detayı
11 Mart 2019 - Pazartesi 10:43 Bu yazı 313 kez okundu
 
KELİMELERİN KARDEŞLİĞİ
Sadık Medin
buyuktire
 
 

Her dilde, cümle içerisinde birbirine uyumlu kelimeler bulunduğu gibi zıt anlamlı kelimeler de vardır. Kısanın zıttı nasıl uzunsa, zayıfın zıttı şişmandır. Açlık ve tokluk, varlık ve yokluk kelimeleri de birer zıtlık örneğidirler.

 

Uzunla kısayı yan yana gördüğümüzde aklımıza hemen ( sürahi ile bardak) gelir hemen gülümseriz. Zayıf ile şişmanı yan yana görünce de hayalimizde Laurel & Hardy filmlerinden bazı kareler canlanır.

 

Kelimeler birbirleriyle ne zaman ve nerede kardeş olurlar?...Bu soruya verilecek ilk cevap; “ Derviş dervişi tekkede / Hacı hacıyı Mekke’de bulur” şeklinde olabilir.

 

Burada verilen örnekte görüleceği üzere, (Derviş, tekke, hacı ve hac) kelimeleri kardeştirler.

 

Bir başka kulvarda bulunan kelimeler bir başka anlam yüklü cümlelerde yer alabilir. “Demir leblebi, erkete, muşta, hacamat, faça, mandepsi, manita, racon…” gibi kelimeler varoşların lümpen dünyasında yer alır. Bu kelimeler de kendi aralarında kardeştirler.

 

Edebi bir kaynakta rastladığınız “ Dün dünde kaldı. Bugün yeni bir şeyler söyle A cancağızım” sözünün   anlamı ile bir siyasi büyüğümüze ait olan “Dün dündür, bugün bugündür” sözü arasındaki farkı idrakinize ve takdirlerinize bırakıyorum.

 

İlk sözde tasavvuf yolunun  kardeşlik anlayışı var, diğerinde  ise siyasal bir söylem söz konusu…

 

Hele hele; “ Ben gelmedim dava için / Benim işim sevi için / Dostun evi gönüllerdir / Gönüller yapmağa geldim…” diyen Yunus Emre’nin şiirlerindeki / İlahilerindeki kelimelerin kardeşliğine bir bakar mısınız ?...

 

Ya Hacı Bektaş Veli’nin sözündeki incelik .Ne güzel bir sözdür o söz; “ İncinsen de incitme !..”…Cahit Sıtkı Tarancı’nın “ Memleket İsterim” şiirindeki kelimeler…Tasavvuf ehli Arif Nihat Asya’nın şiirlerindeki dörtlüklerindeki kardeş kelimeler..

 

Bu günlerde , seçim sathı mailinde nefes alıp verdiğimiz anlarda neler neler duyuyoruz değil mi?...Siyasilerin yüksek sesle bağırıp çağırmaları, isnatları, suçlamaları, desteksiz atmaları, bel altından vurmaları... Vaatler, vaatler, vaatler…

 

Böyle bir ortamda şairlerden şiir yazmalarını, ressamların resim yapmalarını, bestekarların beste için güfte aramalarını beklemeyin.

 

Huzurlu bir ortamda  yaşlı, yalnız ve huzursuz bir şairin  şiirine gelin  kulak verelim:

 

KAR TANELERİ

 

“Alıcı kuşlar gibi başımın üstünde

Dönüp durmayın

Kol kola girip yalnızlığımı

Vurmayın yüzüme kar taneleri

Ah özledim hem de çok özledim

Ezberledim beklemeyi

Yollar benim umudumdur yolları kapatmayın

Yağmayın yollarıma durun kar taneleri”

 

Alıcı kuşlar ve kar taneleri bu şiirde kardeş gibi adeta. Kar taneleri nispet yaparcasına kol kola girmişler.Yalnızın yüzüne yüzüne küçük darbeciklerle çarpıyorlar.Yalnızın bir beklentisi var. Beklediği var.Yolları kapatmayın,diyor.

 

Sayın siyasiler !

 

Birbirinize yüklenirken size değil de farklı bir partinin adayına oy verecek olan seçmeni ötekileştirmeyin.İncitmeyin.

 

Yarın öbürgün birbirinize, daha önemlisi millete bakacak yüzünüz olsun.

 

Demokrasinin vaz geçilmez unsurlarısınız.

 

Ayrı düşünsek te birlikte yaşamak zorundayız…

 

Bu erdemi –fazileti lütfen koruyun ve yaşatın.

 

Şeyh Edebali’nin deyişiyle; “İnsanı yaşat (ın) ki Devlet yaşasın”

 

Mehmet Sadık Medin-Tire-07 Mart 2019

 
Etiketler: KELİMELERİN, KARDEŞLİĞİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı