Yazı Detayı
06 Eylül 2019 - Cuma 12:46 Bu yazı 600 kez okundu
 
İKİ SAVAŞ ARASINA SIKIŞMIŞ BİR HAYAT
Cüneyt Tanyeri
buyuktire
 
 

Dostlar, bu hafta Heybeliada Bahriye Okulunun son sınıfındayken başlayan Osmanlı-Rus Savaşı'na okuldan ayrılıp gönüllü olarak katılan Ressam Hasan Rıza’dan söz etmek istiyorum.

 

Hasan Rıza’nın ismi pek bilinmez ama tablolarını mutlaka görmüşsünüzdür. Ressamın ilginç bir yaşam öyküsü var: Okuldan ayrılıp gönüllü olarak savaşa katılınca er olarak Rus sınırındaki bir alaya gönderilir ve savaşı yakından izleyip resimlemekle görevli İtalyan bir gazetecinin muhafızlığını yapma görevi verilir. Savaşı her yönüyle izleyip, gerçek savaş sahnelerini ustalıkla resmeden gazeteciden çok etkilenen Hasan Rıza, bir gün yaşlı gazetecinin karakalem portresini yapıp ona gösterir. Rütbesiz gönüllü bir asker tarafından çizilen bu portre karşısında İtalyan gazeteci çok şaşırır. O günden sonra aralarında başlayan dostluk, savaş sonrasında da devam eder. Savaş sona erdiğinde tekrar Heybeliada'ya, okuluna dönen Hasan Rıza aynı adada yaşamakta olan İtalyan gazeteciyi sık sık ziyaret ederek resim konusundaki bilgisini artırır.

 

Bahriye'nin son sınıfında okurken, Sultan Abdülhamid'in yatının kamaralarında bulunan resimleri onarmak ve bozulan süslemeleri yenilemekle görevlendirilir. Bu işi büyük bir zevk ve ustalıkla yapan Hasan Rıza'yı devrin Bahriye Nazırı, başarısından dolayı ödüllendirir ve onu, mezun olmasını beklemeden subay yapar. Ancak, büyük bir ressam olmayı kafasına koyan Hasan Rıza, o yıl okuldan ayrılır ve İtalyan gazetecinin de teşvikiyle İtalya'ya gider. On yıl boyunca Napoli, Roma ve Floransa'da çeşitli ressamların atölyelerinde eğitim alarak sanatını geliştirir. İtalya'dan Mısır'a geçerek iki yıl da Mısır sanatı üzerine çalışır. Toplam on iki yılın ardından Türkiye'ye dönen Hasan Rıza, kendini tamamen resme verebilmek için Edirne Karaağaç'ta bir atölye kurup çalışmalarına burada devam eder.

 

Ünlü kişilerin portrelerini ve tarihî olayları anlatan tablolarının birçoğunu Karaağaç'ın sakin ortamında resmeden Hasan Rıza, özellikle Osmanlı tarihindeki önemli olay ve savaşların betimlendiği tablolardan oluşan bir seri yapmak için kolları sıvar. Konusunu tarihten alan çok sayıda tabloyu kısa sürede ustalıkla tamamlar. Fakat ne yazık ki, bu seriden günümüze çok az tablo ulaşabilmiştir. İstanbul Askeri Müzesi'ndeki “Viyana Kuşatması” ve “Belgrad Meydan Muharebesi” tabloları, İstanbul Deniz Müzesi'ndeki “İstanbul'un Kuşatılması için Fatih'in Gemilerin Karadan Denize İndirilmesine Nezareti” ve “Fatih'in Ordusuyla Edirne'den İstanbul'a Yürüyüşü” tabloları, Ankara Orduevi'ndeki “Eğri Kuşatması” ve “Mohaç Meydan Muharebesi” tabloları bu seriden günümüze ulaşabilen eserlerinden bazıları.

 

Resimlerinden derin bir tarih bilgisine sahip olduğu anlaşılan ressamın çok güçlü anatomi bilgisi de hemen göze çarpar. En karışık savaş sahnelerini bile başarılı bir gerçekçilikle resmeder, eserlerinde karakalem, çini, pastel ve yağlıboya tekniklerini kullanır. Edirne'de resim çalışmalarının yanında sosyal olarak da hayatın içinde yer alırken aynı zamanda sanat okulunun müdürlüğünü de yapar.

 

Bu görevi sırasında birçok öğrenci yetiştirir. Balkan Savaşı sırasında da Edirne Hastanesi'nin müdürlüğünü üstlenen Hasan Rıza, Bulgar Ordusu'nun şehre girmesi üzerine atölyesinde bulunan ve yıllarını verdiği resimlerini kurtarmak için hastaneden Karaağaç'a gitmek üzere yola çıkar. Ancak, yolda şehit olur. İşte, Hasan Rıza'nın yaşamındaki tüm yolları kapatan ikinci savaş budur.

 

Atölyesindeki resimlerin bir kısmı Bulgarlar tarafından parçalanır ve yağmalanır. Bazıları da Sofya'ya götürülür. Daha sonra birkaç eseri Viyana Müzesi'nde ortaya çıkar. Kurtarılabilen eserlerinden bazıları İstanbul'a getirilir ancak çoğu eseri kurtarılamaz. Günümüze ulaşabilen eserleri İstanbul Askeri Müzesi, İstanbul Deniz Müzesi ve Resim Heykel Müzesi'nde sergilenmekte olan ressamın iki eseri Ankara Orduevi’nde, birkaç eseri de özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

 

Dostlar, edebiyatla kalın ama umutsuz kalmayın.

 

 
Etiketler: İKİ, SAVAŞ, ARASINA, SIKIŞMIŞ, BİR, HAYAT,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Ocak 2020
SİZ HİÇ AŞIK OLDUNUZ MU?
91 Okunma.
12 Ocak 2020
ELEŞTİRME YANARSIN
346 Okunma.
11 Ekim 2019
TARİH TARAFSIZ DEĞİL Mİ?
658 Okunma.
04 Ekim 2019
AZLA AVUNMAYA ALIŞTIRILDIK
450 Okunma.
27 Eylül 2019
HER MAHALLEDE BİR MİLYONER
474 Okunma.
20 Eylül 2019
NASIL OKUMALIYIZ?
649 Okunma.
13 Eylül 2019
ÇOCUKLARI KÜÇÜK KURŞUNLA MI VURURLAR
682 Okunma.
31 Ağustos 2019
KADINLARIMIZ
588 Okunma.
23 Ağustos 2019
YÜREĞİMDE PATLAYAN BOMBA
650 Okunma.
16 Ağustos 2019
OLMAYAN BİR TÜMENİN KOMUTANI: MUSTAFA KEMAL
799 Okunma.
09 Ağustos 2019
NÂZIM HİKMET’İN SON YILLARI
627 Okunma.
02 Ağustos 2019
AĞAÇ TAŞIMI YEDİ
659 Okunma.
26 Temmuz 2019
EĞİTİM SİSTEMİMİZ NEREYE GİDİYOR?
577 Okunma.
19 Temmuz 2019
ATATÜRK'ÜN ANILARI
588 Okunma.
12 Temmuz 2019
HAK, HUKUK VE ADALET
549 Okunma.
05 Temmuz 2019
YANIKKONAK’TA YALNIZ BİR ADAM
890 Okunma.
28 Haziran 2019
KALK GÜNEŞİ UYANDIR
688 Okunma.
21 Haziran 2019
HER TARAFINDAN ŞİİR FIŞKIRAN ŞAİR
587 Okunma.
14 Haziran 2019
ŞEHRİN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKMAK
776 Okunma.
10 Haziran 2019
HERKES GİBİ GÖRMEK
546 Okunma.
31 Mayıs 2019
BİR TÜRKÇE GÖNÜLLÜSÜ
710 Okunma.
24 Mayıs 2019
TİRE’DEN NOVODEVİÇYE’YE BİR MEKTUP
557 Okunma.
17 Mayıs 2019
GEVREK, PEYNİR ve GAZOZ
578 Okunma.
10 Mayıs 2019
EDEBİYATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
694 Okunma.
03 Mayıs 2019
TÜL VE PUS
499 Okunma.
26 Nisan 2019
BİR KIVILCIM YETER
598 Okunma.
19 Nisan 2019
Öyle Bir Sevda ki…
776 Okunma.
12 Nisan 2019
Dünyayı Herkes gibi Yaşamak
617 Okunma.
09 Nisan 2019
Haydi Bismillah!...
524 Okunma.
05 Nisan 2019
BİZİM ÇOCUKLARIMIZ
576 Okunma.
28 Mart 2019
Geronimo, Son Kızılderili…
826 Okunma.
sliklar">
RESMİ İLANLAR

Haber Yazılımı