Yazı Detayı
11 Haziran 2018 - Pazartesi 09:57 Bu yazı 3036 kez okundu
 
BARIŞ VE DEMOKRASİ
Tanju Çığranış
cigranis@mynet.com
 
 

Özgürlük, demokrasinin vazgeçilmez bir ilkesidir. Özgürlük olmayan yerde demokrasiden söz edilemez. Demokrasinin solunmadığı bir ülkede de düşünce özgürlüğü yoktur. Sanat özgürlüğü yoktur, basın özgürlüğü yoktur.Çeşitli düşüncedeki kişiler karşılıklı ilişkilerinde nasıl hoş görü kuralına uymak zorunda iseler, siyasi partilerde tabiatın bu ilk yasasını göz önünde tutmak zorundadırlar. Diktatörlüğün her çeşidi, ister tek kişinin diktatörlüğü, isterse bir partinin diktatörlüğü olsun, her vakit zulüm doğurur,istibdat yaratır.Tarih boyunca bunun başkasına rastlanmamıştır.Rastlanmazda…

Özgür düşünceyi bir noktada durdurma olanağı yoktur.Çünkü akıl, kolay kolay zincire vurulamaz ve düşüncenin üzerine hiçbir örtü örtülemez.

Basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğünden doğmuştur.Düşünce özgürlüğü,  tüm özgürlüklerin temelidir,kaynağıdır.Bütün diğer özgürlükler hep düşünce özgürlüğüne dayanır.

Düşüncenin tarihi, insanın ve insanlığın tarihidir aynı zamanda.İnsanın var oluşu ile düşüncenin var oluşunu birbirinden ayıramayız.Onun için, düşüncesini taşlara yazmıştır önce insan. Sonra papirüsü bulmuştur. Daha sonrada kağıdı ve basım evini. Kalem, kağıt, basımevi, gazete, sinema, radyo, televizyon ve internet uzun aralarla izlemiştir birbirini…

Türlü aşamalardan sonra düşünce özgürlüğü kişinin vaz geçemeyeceği haklar arasında yer almış, devletin bile bu hakka dokunamayacağı gerçeği benimsenmiştir.

Jelinek tarafından yapılan bir ayrıma göre, düşünceleri söyleyebilme özgürlüğü, birey hayatına devletin karışmaya hakkı olmadığı bir ‘StatüsLibertatis’tir. Ve bu özgürlük, devlet kudretinin sona erdiği noktadan gelişmeye başlar.Dolayısıyla asıl anlamı kişisel bir özgürlüktür.

Sosyal hukuk devletinde “Fikir suçu” diye bir suç yoktur.Düşüncenin eyleme dönüşmemiş şekline hiçbir sınır çizilemez.Çünkü fikir ve düşünce her türlü kalıp ve kuraldan bağımsızdır.

İnsanlık tarihi boyunca hür düşünceye baskı ve zulüm uygulanmaya çalışılmıştır.
Düşüncelerinden dolayı sürgüne gönderilmiş, işkencelere uğramış,zindanlarda çürütülmüş,  yakılmış ve öldürülmüştür.

Ünlü Filozof Sokrates,  ölüme mahkum edildikten sonra bu kararı oylayan yargıçlara seslenir; “Tehlike altında olduğumda özgür insanlara yakışmayan şeyler yapmam gerektiğine inanmadım ve şimdide kendimi böyle savunduğum için pişman değilim.Kendimi şimdi savunduğum şekilde savunduktan sonra ölmeyi,yalvarıp, yakararak ölümden kurtulmaya yeğlerim.”

Bileği kuvvetli yumruğu kavi olan egemendi eskiden. Gün geldi kılıçtan keskin oldu. Kalem, yumruktan kuvvetli oldu. Düşünce, aklın gücü, yendi bilek gücünü.

Uygarlık bir toplumun mutlu olma çabasından doğmuştur.İnsan içinde olduğu gibi, toplum içinde amaç mutluluktur. Uygarlık bir araçtır. Bir toplumda yaşayan insanların düşünce biçimi, o toplumun aynasıdır. Bir ülkede bulunan yasaların değeri ise ülkedeki insanların değeridir. Toplum nasılsa yasasıda öyledir.

Yazımı,  en verimli çağını şiirlerinde komünistlik propagandası yaptığı gerekçisiyle tek parti iktidarında 13 sene hapislerde geçiren büyük şair Nazım Hikmet ile bitiriyorum;

“Aya gidilecek daha da ötelere teleskopların bile görmediği yere.Ama bizim Dünya’da ne zaman kimse aç kalmayacak.Korkmayacak kimse kimseden, emretmeyecek kimse kimseye, yermeyecek kimse kimseyi. Umudunu çalmayacak kimse kimsenin?İşte ben komünistim,  bu soruya karşılık verdiğim için.”      26 Ağustos 1959

Saygılarımla,
*Jelinek; Avusturyalı feminist oyun yazarı ve romancı.2004 yılında Nobel Edebiyat ödülünü almıştır.

* Statüslibertatis; Özgürlük alanı                                   

 

Not: Yukarıdaki yazı, İzmirli avukat M.İskender Özturanlı’nın 60 ve 70’li yıllarda Cumhuriyet ve Demokrat İzmir gazetelerine yazdığı makalelerden derlenmiştir.

 

 
Etiketler: BARIŞ, VE, DEMOKRASİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı