Yazı Detayı
19 Temmuz 2019 - Cuma 10:48 Bu yazı 310 kez okundu
 
ATATÜRK'ÜN ANILARI
Cüneyt Tanyeri
buyuktire
 
 

“Mustafa Kemal’i Samsun’a Vahdettin mi gönderdi?” Bu soruya “Atatürk’ün Anıları” adlı kitabı ve kendisinin yazmış olduğu Nutuk’u kaynak göstererek şu cevabı verebiliriz: Elbette, Mustafa Kemal’i Samsun’a Osmanlı Hükümdarı Vahdettin göndermiştir ancak bir kesimin söylediği gibi Anadolu’yu kurtarması için değil, Samsun ve civarındaki Rum köylerini isyancı Türklerden koruması için gönderilir. Mustafa Kemal, hemen görevi kabul eder ancak Samsun için düşünülen Ordu Müfettişliği yetkisinin doğu vilayetlerini kapsayacak şekilde genişletilmesini ister. Mustafa Kemal, yetkiyi nasıl aldığını Nutuk’ta şöyle anlatır:

 

“Bu geniş yetkinin, beni İstanbul’dan sürmek ve uzaklaştırmak maksadıyla Anadolu’ya gönderenler tarafından bana nasıl verilmiş olduğu garibinize gidebilir. Hemen ifade etmeliyim ki onlar bu yetkiyi bana bilerek ve anlayarak vermediler. Ne pahasına olursa olsun, benim İstanbul’dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe; ‘Samsun ve dolaylarındaki olayları yerinde görüp tedbir almak üzere Samsun’a kadar gitmek…’ idi. Ben, bu görevin yerine getirilmesinin geniş yetki sahibi olmaya bağlı bulunduğunu ileri sürdüm. Bunda hiçbir sakınca görmediler. O tarihte Genelkurmay’da bulunan ve benim maksadımı bir dereceye kadar sezmiş olan kimselerle görüştüm. Bu duruma en uygun müfettişlik görevini buldular; yetki konusu ile ilgili emri de bizzat kendim yazdırdım. Hatta Harbiye Nazırı Şakir Paşa, bu talimatı okuduktan sonra imzalamaya çekindi ve anlaşılır anlaşılmaz bir biçimde mührünü bastı.”

 

Mustafa Kemal İstanbul’dan ayrılmadan önce Damat Ferit Paşa’yı, Genelkurmay Başkanı’nı ve bakanları ziyaret eder. Son durak Yıldız Sarayı’dır. Padişah Vahdettin’le Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda neredeyse diz dize denecek bir mesafede otururlar. Karşılarındaki pencereden Boğaz’a demirlemiş düşman zırhlıları görünmektedir. Mustafa Kemal, “Bordolarındaki toplar sanki Yıldız Sarayı’na doğrulmuştu.” diyerek anlatır o anı. Vahdettin elindeki tarih kitabının üstüne bastırarak Mustafa Kemal’in hiç unutmayacağı şu sözleri söyler:

 

“Paşa, Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir, yani tarihe geçmiştir. Bunları unutun. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, paşa; devleti kurtarabilirsin!”

 

Mustafa Kemal hayrete düşer. Acaba Vahdettin kendi anladığı şeyi mi söylemektedir? Bundan önce Almanya seyahatinde ve daha sonraki görüşmelerinde kendisine defalarca önerilerde bulunmuş ancak her defasında ya geri çevrilmiş ya da aldatılmıştır. Bu nedenle Vahdettin’e umut bağladığı için kaç kez kendisine kızmıştır. Bu kez kararını çabuk verir. Vahdettin’in “Devleti kurtarabilirsin!” dediği Mustafa Kemal’in planladığı türden bir bağımsızlık savaşı değildir. “Devleti kurtarmak” sözünde kastedilen işgal kuvvetlerinin isteği doğrultusunda Samsun’daki ayaklanmaları bastırmak ve işgalcilere karşı Vahdettin ve ailesini kurtarmaktır.

 

Mustafa Kemal, “Merak buyurmayın!” dedikten sonra Zat-ı Şahane’nin ufak bir hatırası olarak kapağına “Vahdettin” isminin ilk harflerinin işlendiği bir saati de hediye olarak alır ve saraydan ayrılır.

 

Mustafa Kemal ve arkadaşları Galata Limanı’ndaki Bandırma Vapuru’yla Samsun’a doğru hareket etmeden önce, bir dostu geminin işgal kuvvetleri tarafından batırılacağı yönünde haber aldığını söyler. Mustafa Kemal aldığı bu bilgiyi kaptana aktarır. Kaptan denizi tanımadığını, pusulasının da bozuk olduğunu söyler. Bandırma vapuru, bu nedenle kıyıları takip ederek önce Sinop’a, ardından da 19 Mayıs 1919’da Samsun’a varır.

 

Rum köylerini isyancı Türklerin saldırılarından korusun diye görevlendirilen Mustafa Kemal, Vahdettin’in hiç ummadığı bir şekilde Samsun’da bağımsızlık mücadelesini başlatacak ve yoksul Anadolu halkı, Mustafa Kemal’le omuz omuza, “Ya istiklal, ya ölüm” diyerek işgal güçlerine karşı süngüleriyle harekete geçecektir.

 

Atatürk’ün Anıları, Nutuk’la birlikte her Türk gencinin mutlaka okuması gereken bir kitap... 1914-1919 yılları arasında Osmanlı’nın işgalciler karşısındaki boynu bükük haliyle ulusal kurtuluş hareketinin kıvılcımlarının bir arada hissedildiği anıları okurken, yüz yıl sonra da olsa aynı heyecanı duyacaksınız. Gülerek, kızarak, ağlayarak ama hep gurur duyarak okuyacağınız, bir defa başlayınca bir daha elinizden bırakamayacağınız bir kitap… İyi okumalar… 

 

Dostlar; edebiyatla kalın, umutsuz kalmayın!

 

 

 
Etiketler: ATATÜRK'ÜN, ANILARI,
Yorumlar
Haber Yazılımı