Yazı Detayı
19 Haziran 2014 - Perşembe 10:02 Bu yazı 1403 kez okundu
 
KARNE KİMİN
 
 

Bu güne kadar psikologlar, danışmanlar veyahut bu işle ilgili kim varsa zayıf karne nedeniyle çocuklarımızı kızmamamızı önermişler ve bu konuda çeşitli bakış açılarından olaya bakmamız gerektiğini söylemişlerdir. Bu gün ben olaya hiç bakmadığımız bir yönden bakmaya çalışacağım ve ben de zayıf karnede öğrenciyi değil eğitimcileri ölçmenizi önereceğim. Hani çocuklarımızın sık sık yakındığı bir konu vardır ya genelde öğretmen işlemediği üniteden soru sormuştur,  biz bunu hep sınav kötü geçtiği için çocuk bahane uyduruyor diye düşünürüz ama aslında çocuk doğru söylemektedir. Öğretmen üniteyi yetiştirememiştir ama soruları internet ortamında indirip üniteyi işleyen bir öğretmenin sorularını sorduğu için bu durum zuhur etmiştir. Yani öğretmen soruları kendisi hazırlamadığı gibi zahmete girip soruları bakmamıştır bile.  Buyurun şimdi bu başarısızlığın nedeni öğrenci midir öğretmen midir siz değerlendirin. Artık öğrenci de olayı uyanmıştır büyük sınıflar internetteki soruları tarayarak sınava hazırlanmaktadır. Fakat öğretmen boş durur mu tabii ki durmaz şimdilerde az biraz zahmete girseler de indirdikleri iki üç sınavın sorularını karma yapıveriyorlar internettekiyle birebir örtüşmesinin önüne geçiyorlar.  Olayın farkında olan öğrencinin gözünde öğretmenin saygınlığı zamanla örseleniyor. Çünkü öğretmen kendisi için emek vermemekte ama emek vermişçesine saygı beklemektedir. Siz olsanız sizin gözünüzde de zamanla saygınlığı örselenmez miydi? Durum böyle olunca öğretmen hırslanıyor ve egosu doğrultusunda sözüm ona öğrencinin sözlü notunu silah olarak kullanarak kaybettiği saygınlığı geri kazanmaya çalışıyor ama Sayın öğretmenim bunu yaparken öğrenciye onursuzluğu, yalaka olmayı öğrettiğinin farkında bile değil. Öğrencinin yetiştiği ortamda onur çok önemli bir olgu ise bu defa öğretmen öğrenci çatışması baş gösteriyor çünkü herkes çekilince gelecek uysal bir koyun değildir. Ama öğretmenin elinde sözlü notu gibi bir silah varken öğrenci bu savaşta yenilmek zorundadır. 2012 yılına kadar sözlü notu yazılı notu ortalamasından düşük olamıyordu ama 2012 yılında yönetmeliğin bu maddesi kaldırılınca artık öğretmen öğrenciye karşı bu silahı çekinmeden kullanmaya başladı. Tabi tüm bunlar yaşanırken adı Okul Müdürü veya Eğitim Yöneticisi olan yöneticilerinde birçoğu ya olayın farkında olmuyor ya da seyirci kalıyor hatta bazısı daha Yöneticilik ve Liderlik vasıflarını kazanamadığından dolayı bu tür öğretmenlerin elini öperek ya da onları ödüllendirerek koltuğunda kalma çabası içerisine giriyor. Eğer konumuz ve işimiz eğitimse ödül de ceza da öğretmenin eğitim kalitesi kriterine göre belirlenmelidir ama günümüzde insanların yaptıkları iş dışında verdikleri başka başka çabalar için ödül ve ceza belirlenir duruma geldi ise orada mantar bitmesi kaçınılmazdır. Yani değerli kamuoyu çocuklarınızın getirdiği karnelerle sadece çocuğunuzu ölçmeyin öğretmenini, müdürünü ve eğitim sistemini de o karne ile ölçebilirsiniz.

Bunu böyle söyledik diye bütün eğitim camiası böyle değil tabii ki içlerinde parmakla gösterilecek kadar az da olsa helal süt emmiş müdürlerimiz ve öğretmenlerimiz var onların önünde ancak saygıyla eğilebiliriz onlara söz söylemek ne işimiz ne de haddimizdir onların yeri hep ayrıdır.

Çocuklarımız bu ülkenin yarınıdır o yüzden öğrenci velileri karnedeki zayıflardan dolayı çocuklarını kızmadan önce lütfen konuyu biraz araştırsın gerçekten zayıfları öğrenci mi almış yoksa öğretmen mi vermiş bir baksın. Öte yandan eğitimcileri de uyarıyoruz eğitim sizin işiniz ancak bir tek sizin bildiğiniz iş değil. Herkes işini hakkını vererek yapsın, yapamıyorsa da bıraksın yapabilen birileri nasılsa bulunur. Sizlere verilen paye sadece öğretmenlik veya müdürlüktür ülke yönetimi değil kendinizi kral falan zannederek yaş ortalaması kırk olan sizlerin yaş ortalaması 12 olan çocuklarımızın geleceğiyle oynamanızı daha fazla müsaade etmeyiz unutulmasın ki her çocuk bir değerdir yetiştirilebildiği ölçüde,  eğer yetiştiremiyorsanız kenara çekilin ve kimsenin geleceğiyle de oynamayın.  Herkes sizler gibi kolay para kazanmıyor kimler hangi güçlükle o çocuklarını okutmaya çalışıyor bilemezsiniz. Çocuklarını okutmak için kaç kişinin hayatını vakfettiğini tahmin dahi edemezsiniz çünkü birçoğunuz o çocukların geldiği topluma yabancısınız ve o insanların nerede yaşayıp ne yiyip ne içtiğinden bi habersiniz. Eğer bu topluma öğretmen olacaksınız “çocuklar yokken hiç gocunmadan üç ay okula gelirim yeter ki onlar olmasın demeyeceksiniz”  o çocukları, ailelerini, yaşam standartlarını, varsa davranış bozukluklarının nedenlerini araştırarak o çocuklara öğretmen olacaksınız, kendinizi bakıcı olarak görürseniz bakıcı kalırsınız öğretmen değil. Cami ne kadar büyük olursa olsun artık imam bildiğini okuyamayacak her yanlışında “sübhanallah” nidasını bizlerden işitecektir.

 

                                                                                                              Kuvayı Miiliye Eğitim Sendikası

                                                                                                          İzmir Bölge Başkanı

                                                                                                                Resül KAR

 
Etiketler: KARNE, KİMİN
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Nisan 2017
BANAYASA
9571 Okunma.
11 Mart 2017
Zulmün sonu helaktır
781 Okunma.
06 Ocak 2017
MANİPÜLE EDİLMİŞ TERÖR
1369 Okunma.
22 Kasım 2016
KÜÇÜĞÜN RIZASI NE DEMEK ?!
1051 Okunma.
22 Eylül 2016
HANİ BİZİM DEVLETİMİZ SOSYAL DEVLETTİ !
1193 Okunma.
04 Haziran 2016
YENİ BAKANDAN HAMLELER
1492 Okunma.
26 Mayıs 2016
ÖĞLE TATİLİNDE ÖĞREĞTMENLERE NÖBET GÖREVİ VERİLEBİLİR Mİ?
1203 Okunma.
04 Mayıs 2016
MİLLET YARGIYA GÜVENMEZSE NE OLUR?
1157 Okunma.
14 Nisan 2016
ÖLÜNCE ANLARSINIZ !
1270 Okunma.
31 Mart 2016
ATİLLA OLÇUM NEDEN KOŞUYOR?
1165 Okunma.
26 Şubat 2016
TÜRKLER NEDEN KATLEDİLİYOR?
1259 Okunma.
18 Aralık 2015
LİDERLİK
1402 Okunma.
06 Kasım 2015
MEMURLAR VE SİYASET
1518 Okunma.
07 Eylül 2015
BİR YİĞİT KAÇ YILDA MEYDANA GELİR
1454 Okunma.
11 Ağustos 2015
BU DEFA GÜNAH KEÇİSİ KİM OLACAK?
1280 Okunma.
04 Ağustos 2015
KIRMIZI KİTAP, TERÖR VE LANET !
1304 Okunma.
21 Temmuz 2015
ON’UNCU KÖY
1612 Okunma.
28 Mayıs 2015
MEMURA TEMMUZ SICAĞINDAN ÖNCE ENFLASYON CANAVARI VURDU
1569 Okunma.
11 Mayıs 2015
SENDİKE NEDİR, İŞVEREN KİMDİR-6
1155 Okunma.
10 Nisan 2015
ALLAH RAHMET EYLESİN
1262 Okunma.
16 Mart 2015
HANGİ TERAZİ
1239 Okunma.
25 Şubat 2015
KÜLTÜR ŞEHRİ TİRE
1520 Okunma.
20 Şubat 2015
ÖLÜM KOKUSU
1282 Okunma.
20 Ocak 2015
ALLAH RIZASI İÇİN BİR GÜN DE “TÜRK” OLUN
1900 Okunma.
13 Ocak 2015
MEMNUN MUSUNUZ ?
1340 Okunma.
22 Aralık 2014
HELE DUR Bİ HESABIMIZI GÖRELİM
1295 Okunma.
28 Kasım 2014
SULANDIRMAYALAM BEYLER !
1450 Okunma.
08 Kasım 2014
KAYMAKAM BEY’E AÇIK MEKTUP
2381 Okunma.
30 Ekim 2014
CUMHURİYET
1261 Okunma.
16 Ekim 2014
EKMEK PARASI ve ESHOT
1487 Okunma.
22 Ağustos 2014
50 GRAM HELVAYA ….
2668 Okunma.
19 Ağustos 2014
TİRE Mİ SATILIK YOKSA…
2553 Okunma.
14 Ağustos 2014
VİRA BİSMİLLAH “Varlığım Türk varlığına armağan olsun”
1900 Okunma.
05 Ağustos 2014
BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU
1554 Okunma.
14 Haziran 2014
BU DA OLDU
1256 Okunma.
31 Mayıs 2014
BAK NELER NELER OLUYOR HAYATTA
1697 Okunma.
15 Mayıs 2014
ACI
1400 Okunma.
06 Mayıs 2014
GURURUMUZ OLDULAR
1256 Okunma.
26 Nisan 2014
ULUSAL EGEMENLİK
1343 Okunma.
08 Nisan 2014
İKİNCİ SEÇİM
1397 Okunma.
22 Mart 2014
MOBBİNGLE MÜCADELEDE BİR İLK
1561 Okunma.
04 Mart 2014
KAYMAKAM BEY’E AÇIK MEKTUP
2283 Okunma.
22 Şubat 2014
ADINI SİZ KOYUN
1288 Okunma.
11 Şubat 2014
TIPIŞ TIPIŞ
1404 Okunma.
Haber Yazılımı