Yazı Detayı
08 Mart 2014 - Cumartesi 10:10 Bu yazı 1122 kez okundu
 
ÖRTÜLÜ BACIMIZIN ÖYKÜSÜ
HÜSNÜ BARIŞAN
 
 

Aylar önce çoğumuzun televizyondan dinlediği ve şimdi hemen herkesin bilgi sahibi olduğu öykünün özeti şöyle:

Tahminen 80-100 kişi belden yukarı çıplak siyah şalvarlı başlarından siyah bant, siyah eldivenli kişi adı geçen bacımıza Beşiktaş İstanbul’da güpe gündüz saldırıyor. Sonra da kaçıyor. Ve birtakım çirkin girişimlerde bulunuyor. Hatta söylemesi ayıp idrarlarını dahi onun üzerlerine yapıyorlar. Ve bunları ona başı örtülü olduğu için yapıyorlar. Olay kısaca böyle. Tanık yok. Bir doktor raporu var amma beş gün sonra alınmış. Üstelik yetersiz, polis müdahalesi ve kaydı da yok!

Ortak kuvvetli delil olmayınca söylenenlerin tamamı tahmin ve kanaatten ileri gitmez.

Hal böyle olunca kanımca olaya psikolojik açıdan yaklaşmakta yarar var.

Çeşitli olasılıkları sıralayalım:

  1. Bahsi geçen ve tanımlanması yapılan kişiler gerçekten mağdur kişinin ifade ettiği bütün fiilleri yapmış ve kaçmıştır. Yani olay anlatıldığı gibi ceryan etmiş ve anlatılan hareketlerin tamamı bu hiç kimsenin görmediği kişiler tarafından yerine getirilmiştir.
  2. Olaylar fiilen yani eylemli olarak vukuu bulmamış ancak mağdure kişi böyle bir olayın vukuunu tasavvur etmiş ve olduğunu sanmış ve anlatımlarını iyi niyetle ve art düşünce olmadan kamu oyuna duyurmuştur.
  3. Mağdure bu olayı bilerek veya bilmeyerek kurgulamış sonra da bilmeyeceğimiz bir maksatla açıklama ihtiyacını duymuş ve deyimi caizse ortalık karışmıştır.
  4. Ortada olmuş bir olay yoktur. Yani üstü çıplak adamlar mevcut değildir. Bir saldırı eylemi olmamıştır. Olayın olduğunu iddia eden taraf ile televizyonda yayınlayan taraf, sarih olarak bilemeyeceğimiz bir amaçla, aralarında anlaşmak sureti ile bu olayı kurgulamıştır.

Bizce 1. No’da ifade ettiğimiz durum kesinlikle mümkün değildir. Zira güpegündüz hem de çok sayıda kişinin savunmasız bir bayana ve de kalabalık bir mahallede onu bayıltıncaya kadar müessir fiil suçu işlemesi olağan dışıdır.

2,3 ve 4 nolu olasılıklarla ilgili tahminde bulunmak istemiyorum.

Ancak 1 nolu olasılıkla ilgili olarak şunu da eklemek isterim: 80-100 üniformalı kişi kendiliğinden bu belirgin yere gelmez. Öyle bir izlenim var ki: Ergenekon, Balyoz dense artık çılkı çıktı. Bir grup saldırgan için bir defalığına örgüt ismi uydurmaya hiç değmez.

Ben diyorum ki: Biz bir bakıma havada kalan, kimse kusura bakmasın bu ciddiyetten yoksun tamamı ile temelsiz olmayan bu varsayım niteliğindeki olaydan gene de yararlanmamız mümkün. Dünyada pek çok büyük eserin ilham kaynağı çok kez bazı yazarların roman veya aşk öyküsü niteliğindeki eserleri bazen de bilinen veya sıradan bir kişinin başından geçen sade bir olaydır.

Uzmanlık alanım dışında olduğu için şehrimizde yani İzmir’de Devlet Bale ve Opera’nın çok değerli sanatçıları tarafından oynanan eserlere bakalım: Yanlış bir şey söylememek için isim vermiyorum. Amma bazılarında bu şekilde bir nitelik sezeriz. Hatta bunu kolaylıkla görebiliriz. O halde ne duruyoruz? Değerli sanatçılara ve yazarlara çağrı yapalım. Gerçek veya hayal ürünü olan bir oyun  çıksın ortaya. Bale, opera, müzikli güldürü v.s. her şey olabilir.

Rahmetli Cemal Süreyya’nın “Elzaanın gözleri” adlı şiirinde:

“Zifiri karanlık bir gecede

Yağan yoğun yağmurdan sonra etrafı basan sular içinde;

Her kurtulan ateş yaktı

Üzerinde bir kayanın !”

Mısraları yeknasak giyimli 100 kişinin saldırı sahnesinden daha az mı etkilidir?

O halde sevgili sanatçılar lütfen görev başına!

Daha fazla ayrıntılara girmeden çoğumuzun çocukluk yıllarında okuduğu bir eserden ve onun yazarından bahsetmek istiyorum.

Silivri’deki yurtseverler gibi sık sık ceza evine konulan ünlü İngiliz yazarı Daniel Defoe (1659-1731) hapiste olduğu sırada Alexandre Serkirk adlı bir deniz kazazedesinin anılarından esinlenerek 59 yaşında iken yazdığı çok değerli Robinson Cruzoe eserinde ıssız adada 28 yıl geçiren bir kişinin yaşamı anlatılır. Her ne kadar iktisat yazarları, insanın toplum içinde yaşayan bir canlı olduğundan bahisle bu olayın uzaktan yakından gerçekle bağdaşamayacağını söylediler ise de olayın bizim Beşiktaş olayı arasında kamuoyuna yansıtılması yönünden benzerlikler olduğunu iddia edebiliriz.

Kitabın yazarı televizyonda Beşiktaş olayını ilan eden kişi olayı kitap yazarına anlatan kişi olayımızda “örtülü bacımız” üniformalı yüz kişi kitap kahramanı Robinson’dur. Olayın müzikli oyun ya da bale veya bir başka türe uyarlanması profesyonel müzik severlerin işidir. 

 
Etiketler: ÖRTÜLÜ, BACIMIZIN, ÖYKÜSÜ
Yorumlar
Haber Yazılımı