Yazı Detayı
06 Ocak 2017 - Cuma 08:14 Bu yazı 1252 kez okundu
 
MANİPÜLE EDİLMİŞ TERÖR
Resül Kara
tire_inklap@windowslive.com
 
 

“Varlığım Türk varlığına armağan olsun.”

        2017’ye katliamla girdik. 2015 yılını da içine alan zaman diliminde gerçekleştirilen 25’den fazla Terör eylemlerine bir göz atarsak karşı karşıya olduğumuz terörün bilinenden farklı bir terör olduğu kanısına varmamız hiç de zor değildir. Yıllardır siyasi amacı olan örgütler, devlet karşısında zayıf olduklarından amaçlarına ulaşmak için zaman zaman terörizmi bir araç olarak kullanmıştır. Siyasi amaç taşıyan örgütlerin başvurduğu terörizm asla kabul edilemez olsa da bir sınırı, bir insafı vardı. Kendi tabanlarında ve dünya kamuoyunda meşruiyetlerini kaybetmemek için saldırıyı sınırlı tutarlar, genelde devleti ve güvenlik kuvvetlerini hedef alır, sivillere yönelik pek saldırıda bulunmazlardı. Gelinen noktada Reina saldırısı, Anka Gar saldırısı ve İstanbul saldırılarında olduğu gibi bazı terör saldırıları doğrudan sivil halkı, masum insanları hedef almakta, adeta katliam yapmaktadır. Siyasi hedefleri olan örgütlerin böyle bir katliamı planlayıp hayata geçirmesi nerdeyse imkânsız gibidir.

Bu tür saldırılara ilk defa 2000 li yılların başında Ortadoğu ülkelerinde şahit olmuştuk ve bu saldırılar toplumun mezhepsel eksenine saldırmış ve sonuçta iç savaş çıkarılmış ülkede rejim değişmiş ülke üçe bölünmüştü. Geçmişte Sivillere yönelik yapılan bu tür saldırıların hangi örgüt yaparsa yapsın, kim üslenirse üslensin, perde arkasında mutlaka ve mutlaka bir veya birkaç yabancı istihbarat örgütü hep çıkmıştır. Dolayısıyla bu saldırıları sadece terör kelimesiyle tanımlayamayız. Arkasındaki dış mihrakların katkısını da içine alacak şekilde tanımlarsak şayet karşımıza  “MANİPÜLE EDİLMİŞ TERÖR” kavramı çıkar. Siyasi tabana dayanan terör eylemlerini önlemek mümkündür. Ancak Manipüle olmuş terör saldırılarını önlemek hiç de kolay değildir. Çünkü dışarıda besleyen yardım eden bir hamisi vardır ve asıl o haminin hedefindesinizdir. Manipüle edilmiş terör, hedef ülkenin yumuşak karnına saldırır, yarasını kaşır. Amaç ayrışım noktalarını bulup tetiklemektir. Bu tür terör saldırılarını önlemek zor olduğundan izlenecek en mantıklı yol derhal yaranızı sarmak, yumuşak karnınızı korumaya almaktır. “Terör, ülkemizi istikrarsızlaştırmak istiyor, kardeşi kardeşe kırdırmak istiyor” söylemlerinde bulunmak yetmez mutlaka etkin siyasi tedbirleri de almak gerekir.

2011 yılında Suriye’de iç savaşın ayak sesleri duyulmaya başladığında hem Esad Hükümeti hem de Müslüman Kardeşler Örgütü, kurulan tuzağı biliyorlardı. Taraflar ülkenin bir iç savaşa sürüklenmek istendiğini, böylesi günlerde etnik ve mezhepsel kökene bakılmaksızın herkesin sımsıkı birbirine kenetlenmesi gerektiğini, bağıra bağıra meclislerinde söylediler, yazılı ve görsel basında dile getirdiler, sokaklarda haykırdılar. Ama sonuç değişmedi. Ülke göz göre göre iç savaşa sürüklendi. Çünkü siyasi irade, sinir uçlarındaki gerginliği azaltacak siyasal tedbirleri almadı. Mutlak iktidarından vazgeçemedi.

Oysa mutlak iktidar sahiplerinin, ülkede istikrarsızlık başladığında iktidarlarını kaybetme korkusu, üst aklın bir ülkeyi iç savaşa sürüklemek için manipüle ettiği, kullandığı, faydalandığı en büyük araçtır. Tek adam liderliğindeki iktidardaki seçkin grup ve onu destekleyen büyük halk kitleleri ülkenin verdiği yeni kurtuluş savaşından ancak ve ancak kendi mutlak iktidarlarının devamıyla çıkılabileceği yanılgısına kapılır. Kendilerinden başkasının ülkeyi kurtarma şansı yoktur. Hatta diğerleri eylem ve söylemleriyle ülkenin bekasına kast etmektedir şeklinde düşünceler barındırırlar, işte tam bu ortamda Manipüle edilmiş, kurgulanmış Terör boş durmaz ve sinir uçlarına dokunmaya, ayrışım noktalarına baskıyı artırmaya devam eder. Tüm bunlar olurken siyasal iktidarın baskı altına aldığı muhalifler mevcut iktidara iyice düşman olur ve sonunda ülke bir noktada patlar. Suriye’de olan tam olarak budur.

Yılbaşı akşamı sembolik anlamı olan bir gece kulübüne yapılan saldırının Türkiye’deki laik-dinci eksenindeki fay hattını tetiklemeye çalışan bir Manipüle terör saldırısı olduğu ortadadır. Ülkemizin hedef tahtasında olduğunun artık hepimiz farkındayız. Peki, Suriye’nin düştüğü bu tuzağa düşmemek için ne yapmalıyız?

Evvelden beri sahnelenen bir oyundur; Bir ülkeyi istikrarsızlaştırıp, iç savaşa sürükleyip parçalayacaksanız o ülkede toplumsal gerilimi tırmandırarak ülkeyi kutuplaştırarak, kutupları birbirine saldırtacak nefret seviyesine ulaştırmanız gerekir. Geçmişte ve günümüzde hep bu yapılmıştır.  Bu plana en uygun ortam ise ancak kendinden başkasına hayat hakkı tanımayan diktatörlüğe varan baskıcı yönetimlerle hazırlanabilir.

Günümüzde Türkiye’nin en büyük gündem maddesi Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemidir. Başkanlık sistemine geçilecek olması Türkiye’de en az nüfusun yarısı üzerinde büyük panik yaratıyor. Anayasa teklifi maddelerini inceleyenler yeni teklifin ülkeyi tek adam yönetimine götüreceği kaygısındalar. Yeni anaya değişikliği ile Cumhurbaşkanına verilmek istenilen yetkilerin, Suriye Anayasasının Esad’a tanıdığı yetkilerle aynı olduğunu söyleyenler bile var. Bu durum, kasıtlı olarak muhalif kitle üzerinde ciddi endişeye yol açan bir durum haline getirilmiştir. Bu insanlar artık başkanlık ile birlikte Türkiye’de kendilerine hayat alanı kalmayacağını, tarikatların ve cemaatlerin devleti tamamen ele geçireceğini, radikal İslamcıların günü geldiğinde herkese zorla din dayatacağını, zamanla ülkenin Suudi Arabistan’a, Afganistan’a, İran’a döneceğini düşünüyor. Hali vakti yerinde olanların bazıları şimdiden ülkeyi terk etme planları yapmaya başlamış vaziyette. Peki, geride kalanlar ne yapacak? Ya gidişatı kabullenip sinecekler ya da mecburen karşı çıkıp savaşarak yok olacaklar. İşte Manipüle olmuş terörün hedef alarak sinir uçlarına dokunduğu bu kesimdir ve bu kesim manipülasyonlarla bu yöne kanalize edilmek isteniyor. Yani Akp iktidarına karşı çıkmaya, tepki vermeye zorlanıyor. Öte yandan ülke siyaseti başkanlık sistemiyle iki partili yapıya zorlanır. Böyle olunca legal zeminde mücadele etmeye çalışan ideoloji partileri için mücadele zemini kalmayacağından onlar da radikalleşmeye, sistem dışına çıkmaya zorlanacaktır. PKK’nın şehirlerde yaptığı bombalı saldırılar bu gidişatın ilk işaretleri olarak algılanmalıdır. Mecliste temsil edilemezlerse seslerini başka yollarla duyuracaklarının ilk işaretidir bu eylemler. Başkanlık sistemiyle birlikte güney doğu halkının büyük çoğunluğu siyasal sistemde bir daha hiç temsil edilemeyeceklerini düşünecek. Çağdaş, Cumhuriyetçi, Milliyetçi ve Laik kesimler ise bir daha hiç iktidara gelemeyeceklerini düşünecek. İşte üst akıl bu kesimlerin umutsuzluğu üzerinden toplumun sinir uçlarına dokunmaya çalışıyor ve baskıyı arttırarak dokunmaya devam edecektir de.

Eğer başkanlık sisteminden vazgeçilmezse ya da başkanlık sistemi hayata geçerse, kuvvetle muhtemeldir ki Manipüle edilmiş Terör saldırıları artarak devam edecektir. Ne yazık ki Suriye’nin mutlak iktidardan vazgeçmeyerek önleyemediği tuzağı, biz parlamenter sistemden mutlak iktidara geçerek davet etmiş olacağız. Siyasi iradenin bu konuda aklıselim olarak düşünerek hareket etmesini beklemekteyiz.

Yani Ülkemiz üzerine kurgulanan oyunları bertaraf etmek için millet olarak bizlerin birlik beraberlik sağlamamız yeterli olmayacaktır. Siyasi tedbirler almak da şarttır.

 

Hoşça kalın, sağlıkta kalın.

 

 

 

 

 

 
Etiketler: MANİPÜLE, EDİLMİŞ, TERÖR
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Nisan 2017
BANAYASA
6966 Okunma.
11 Mart 2017
Zulmün sonu helaktır
694 Okunma.
22 Kasım 2016
KÜÇÜĞÜN RIZASI NE DEMEK ?!
941 Okunma.
22 Eylül 2016
HANİ BİZİM DEVLETİMİZ SOSYAL DEVLETTİ !
1087 Okunma.
04 Haziran 2016
YENİ BAKANDAN HAMLELER
1356 Okunma.
26 Mayıs 2016
ÖĞLE TATİLİNDE ÖĞREĞTMENLERE NÖBET GÖREVİ VERİLEBİLİR Mİ?
1077 Okunma.
04 Mayıs 2016
MİLLET YARGIYA GÜVENMEZSE NE OLUR?
1033 Okunma.
14 Nisan 2016
ÖLÜNCE ANLARSINIZ !
1132 Okunma.
31 Mart 2016
ATİLLA OLÇUM NEDEN KOŞUYOR?
1039 Okunma.
26 Şubat 2016
TÜRKLER NEDEN KATLEDİLİYOR?
1131 Okunma.
18 Aralık 2015
LİDERLİK
1319 Okunma.
06 Kasım 2015
MEMURLAR VE SİYASET
1402 Okunma.
07 Eylül 2015
BİR YİĞİT KAÇ YILDA MEYDANA GELİR
1352 Okunma.
11 Ağustos 2015
BU DEFA GÜNAH KEÇİSİ KİM OLACAK?
1171 Okunma.
04 Ağustos 2015
KIRMIZI KİTAP, TERÖR VE LANET !
1207 Okunma.
21 Temmuz 2015
ON’UNCU KÖY
1384 Okunma.
28 Mayıs 2015
MEMURA TEMMUZ SICAĞINDAN ÖNCE ENFLASYON CANAVARI VURDU
1493 Okunma.
11 Mayıs 2015
SENDİKE NEDİR, İŞVEREN KİMDİR-6
1058 Okunma.
10 Nisan 2015
ALLAH RAHMET EYLESİN
1148 Okunma.
16 Mart 2015
HANGİ TERAZİ
1137 Okunma.
25 Şubat 2015
KÜLTÜR ŞEHRİ TİRE
1408 Okunma.
20 Şubat 2015
ÖLÜM KOKUSU
1180 Okunma.
20 Ocak 2015
ALLAH RIZASI İÇİN BİR GÜN DE “TÜRK” OLUN
1732 Okunma.
13 Ocak 2015
MEMNUN MUSUNUZ ?
1252 Okunma.
22 Aralık 2014
HELE DUR Bİ HESABIMIZI GÖRELİM
1189 Okunma.
28 Kasım 2014
SULANDIRMAYALAM BEYLER !
1314 Okunma.
08 Kasım 2014
KAYMAKAM BEY’E AÇIK MEKTUP
2210 Okunma.
30 Ekim 2014
CUMHURİYET
1152 Okunma.
16 Ekim 2014
EKMEK PARASI ve ESHOT
1398 Okunma.
22 Ağustos 2014
50 GRAM HELVAYA ….
2442 Okunma.
19 Ağustos 2014
TİRE Mİ SATILIK YOKSA…
2289 Okunma.
14 Ağustos 2014
VİRA BİSMİLLAH “Varlığım Türk varlığına armağan olsun”
1711 Okunma.
05 Ağustos 2014
BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU
1409 Okunma.
19 Haziran 2014
KARNE KİMİN
1284 Okunma.
14 Haziran 2014
BU DA OLDU
1143 Okunma.
31 Mayıs 2014
BAK NELER NELER OLUYOR HAYATTA
1546 Okunma.
15 Mayıs 2014
ACI
1291 Okunma.
06 Mayıs 2014
GURURUMUZ OLDULAR
1161 Okunma.
26 Nisan 2014
ULUSAL EGEMENLİK
1244 Okunma.
08 Nisan 2014
İKİNCİ SEÇİM
1309 Okunma.
22 Mart 2014
MOBBİNGLE MÜCADELEDE BİR İLK
1454 Okunma.
04 Mart 2014
KAYMAKAM BEY’E AÇIK MEKTUP
2071 Okunma.
22 Şubat 2014
ADINI SİZ KOYUN
1191 Okunma.
11 Şubat 2014
TIPIŞ TIPIŞ
1302 Okunma.
Haber Yazılımı