Yazı Detayı
03 Mayıs 2016 - Salı 12:23 Bu yazı 920 kez okundu
 
AYDININ GÖREVİ-CAHİLİN ÖDEVİ
METİN ÖSKEN
 
 

27 Mayıs 1919

Miralay Bekir Sami, Yüzbaşı Selahattin, Yüzbaşı Rasim hayvanlara binerek Marmara Bucağına doğru yola çıktık.Kafile üç subay, dört topçu eri ve Akhisar’dan yanımıza aldığımız jandarmadan oluşuyordu.

Sıcak bir günde büyük bir heyecanla gidiyorduk. Öğleye doğru Marmara Bucağı göründü. Tam bu sırada arkamızdan dörtnala gelen bir jandarma bize yetişti ve haber verdi.

Yerli Rumlar bucağı işgal etmişler. Bucak Müdürlüğüne Yunan bayrağı çekmişler.Müdürü öldüreceklermiş.Müdür Akhisar’da sandığı Bekir Sami Bey’i görmek üzere kasabayagitmiş kumandanı aramış Marmara yönüne hareketini öğrenince arkasına düşmüş. Yetişemeyeceğini anlayınca tehlikeyi haber vermek üzere bir atlı koşturmuş.

Bizde zaten yorulmuştuk.Mola verdik. Bucak müdürü az sonra yetişti. 25 yaşlarında bir gençti. Kendisini tanıttı ve anlattı ki bucakta çok Rum varmış, öteden beri komitacılık yaparlarmış. Mütarekeden sonra işi azıtmışlar. Hele İzmir’in işgalinden sonra kimseyi dinlemez hale gelmişler. Üç gün önce bucak müdürlüğüne bir Rum kurulu gelmiş, artık Osmanlı hükümetinin burada işi bittiğini söyleyerek hükümet konağına Yunan bayrağını çekmişler, bucak müdürünü de kovmuşlar. Müdür heyecanlıydı;

-Efendim, hayatımı zor kurtardım. Memleketim için ölemedim. Ah keşke ölseydim de bu günleri görmeseydim. İşte size geldim. Bir er gibi çalışmaya hazırım.

Müdürü sonuna dek sessiz dinleyen Bekir Sami;

-Arkadaş! Er gibi ölmek köylünün ve cahilin ödevidir. Aydın kişi, bir kitle içinde emir ve kumandayla ölmez. O inancının ve görevinin emrettiği yerde tek başına ölür. Aydın ölümü, bir muharebe başarısı  içinin değil; bir inancın, bir fikrin tohumunu atmak için olur. Ödevini yapamamışsın. BENİM NEFERE İHTİYACIM YOK. BENİM İNANCIYLA TEK BAŞINA ÖLECEK AYDINLARA İHTİYACIM VAR. Haydi yürü !

Bekir Sami atına atladı. Bucağa yaklaşıyorduk. Evler bir boğazın içindeydi. Salihli yolu bu boğazdan geçiyordu. Müdürün dedikleri doğruysa biz bu dar geçide girince bizi keklik gibi avlayacaklardı.

Yavaşça Bekir Sami’nin yanına sokuldum:

-Heriflere av olmak işten bile değil.Nereye gidiyorsunuz ? Kumandan yüzüme baktı:

- Ölmeye !ve yürüyüşüne devam etti. Biraz sonra bucağa geldik ve bucak müdürünün odasındaydık. Bekir Sami; Türk ve Rum eşrafını topladı. Onlara şu konuşmayı yaptı:

-Burası Türkiye’dir. BURADA NE BAŞKA BİR BAYRAK VARDIR NE DE BAŞKA BİR DEVLET. Rumları aldatmışlar. Onlar da yanlış hareket etmişler. Bu seferlik affediyorum. Bir daha devlete karşı en ufak bir hareket sezersem Marmara’yı ahalisiyle birlikte toprağa gömer, tarihe devrederim.

Kumandan, hükümet konağında sallanan Yunan bayrağını parçalattı. Türk bayrağı törenle çekildi.

Kimseden ne bir ses ne de bir nefes duyuldu.

Az sonra bucak müdürünü Marmara’da makamında bırakıp yola çıkmıştık.

İlhan SELÇUK-Yüzbaşı Selahattin’in Romanı 2.kitap s.54-55 ÇAĞDAŞ YAYINLARI 1973

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler:
Yorumlar
Haber Yazılımı