Yazı Detayı
06 Kasım 2015 - Cuma 00:02 Bu yazı 1519 kez okundu
 
MEMURLAR VE SİYASET
 
 

2014 yılında yapılan  yerel seçimler veCumhurbaşkanlığı seçimi ile 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 tarihlerinde yapılan milletvekilliği genel seçimleri  bir kez daha “memurlar-siyaset ilişkisi” ve “sendikalar - siyaset ilişkisini” gündeme getirdi.

Örgütlenme faaliyetleri esnasında karşılaştığımız soruların başında da “Sizin partiniz hangisi?”  sorusu gelmektedir.

Soruyu soranlar cevabı kişisel bazda değil örgütsel bazda istiyor. Demek istiyorlar ki, “Her konfederasyonun ve sendikanın partisi var, sizinki hangisi?”

Vereceğimiz hiçbir cevap  tatmin edici olmuyor. Soruyu soranlar bir sendika veya konfederasyonun siyasi partilerden bağımsız faaliyet yürütebileceğine inanmıyor, inanamıyor.

Bunda, memurların siyaset yapma ve siyasete katılma hakkının olmayışı kadar, iktidarların memurlar veya memurların çalıştığı kurum ve kuruluşlar üzerinden siyaset yapma alışkanlığının da payı olduğunu teslim etmek gerekir.

Memurların bir araya geldiklerinde de konuşulan en önemli konuların başında “siyaset” gelir veya konuşma bir şekilde ama mutlaka siyasete kayar. Memurlar siyaset konuşmayı sever.

Burada bir ayrımı yapmak lazım; siyaset konuşmak ile siyaset yapmak ayrı şeylerdir.

SİYASET NEDİR

TDK Güncel Türkçe Sözlük ‘siyaset’i; ‘Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış’, ‘politika’yı da ‘Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü’ olarak tanımlıyor. Daha yalın ve özet bir ifade ile siyaset  ‘devlet yönetme sanatı’dır.

Yine çok yalın ve özet bir ifade ile anlatmak gerekirse:

Devlet yönetimi dendiğinde, vatandaş  açısından  ilk akla gelen seçimle işbaşına gelen “iktidar” (hükümet) ve devlet adına iktidar emrinde çalışan “kamu görevlileri (memurlar)”dir.

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde iktidarlar seçim ile gelip seçim ile giderler.

Yani hükümetler gelip geçici, kalıcı olan kamu görevlileridir.

Kamu görevlileri denildiğinde akla gelen de, hizmetlisinden müsteşarına kadar kamu görevini yürütenlerdir.

Bu noktada “yasal mevzuatla belirlenmiş genel kurallar içinde işleyen sistem ve kurallar bütünü” olan “bürokrasi” konumuz dışındadır.

Seçim denilince akla siyasi partiler gelir.

Anayasamız siyasi partileri “demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” olarak nitelendirmektedir.

Siyasi iktidar, seçim kazanan siyasi partilerin Anayasa ve hukuk çerçevesinde yasama ve yürütme gücünü elinde bulundurması  ve kullanmasıdır.

Siyasi partiler;  benzer siyasî görüşleri paylaşan kişilerin ülke yönetiminde söz sahibi olmak üzere kurdukları örgütlerdir. Ve elbette siyasi partilerin  genel başkanı, karar ve danışma organları, il ve ilçe teşkilatları vardır. Kadın kolları ve gençlik kolları vardır. Listeyi uzatmak mümkün.

Siyasi partilere de üyeleri vücut verir. Ama siyasi partilere vücut verenler arasında memurlar yoktur.

MEMUR SİYASETİN NERESİNDE?

En çok siyaset konuşan memurların yukarıda karikatürize edilerek anlatılan tabloda,  kamu yönetiminde yer almanın ve yasal olarak tanımlanan işini yapmasının  dışında hukuken siyasetle bir ilişkisi yoktur. Çünkü sistem, siyasi partilere üyeliğin, memurun tarafsızlığını ve devlete bağlılığını ortadan kaldıracağı inancı üzerine kurulmuştur.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “tarafsızlık ve devlete bağlılık” başlıklı 7 inci maddesi;

“Madde 7 – Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.”

hükmünü getirirken, “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesinini (D-o) alt bendi ile memurların “Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunma”larını “kademe  ilerlemesinin durdurulması” cezası ile , (E-c) alt bendi ile de “Siyasi partiye girme”lerini “memuriyetten çıkarılma” cezası  ile tecziyelerini (cezalandırılmalarını)  öngörür.

Bu çerçevede, her ne suretle olursa olsun memurların siyaset yapma hakkı olmadığı gibi, herhangi bir partiye üye olamadıkları, organlarında görev alamadıkları için siyasete katılma hakları da yoktur. Ancak, istifa etmeleri veya seçim yasaları gereğince usulüne uygun olarak görevlerinden ayrılmaları halinde siyaset yapma ve siyasete katılma hakları vardır.

Ama memurlar, günlük hayatlarında siyaset konuşurlar, tartışırlar, ilginçtir siyaseti en çok konuşan kesim memurlardır. Gündemi takip ederler, sosyal medyayı çok iyi kullanırlar, görüşlerini açıklamaya ve yaymaya çalışırlar. Çünkü memurlar eğitimleri itibariyle ülke aydınlarının çok önemli bir bölümünü oluştururlar.

4 yılda bir genel seçimlerde, 5 yılda bir de yerel seçimlerde oy kullanırlar. Oy veren herkes gibi, memurların da gönüllerinde bir siyasi parti vardır  ki o partiye oy veriyor.

Ama netice itibariyle memurlar, siyasetin tüketicisi durumundadırlar.

Kamuda çalışan işçiler siyasi partilere üye ve yönetici olabilirken,  memurların yasak kapsamında olması, haksızlık ve eşitliğe aykırı bir durum olarak düşünülmektedir.  

Tam da bu nedenlerle memurlar, kendilerine tanınmayan siyaset ve siyasete katılma hakkını, üyesi oldukları örgütler aracılığı ile kullanmak isterler. Bu örgütler bazen sendikalardır, bazen derneklerdir, bazen de vakıflardır.

Zaten bir kısım memurların siyaset odaklı faaliyet yürüten sendika ve kuruluşlara üye olması ve destek vermesinin nedeni de budur.

 

                                                                                                              

 
Etiketler: MEMURLAR, SİYASET
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Nisan 2017
BANAYASA
9571 Okunma.
11 Mart 2017
Zulmün sonu helaktır
781 Okunma.
06 Ocak 2017
MANİPÜLE EDİLMİŞ TERÖR
1369 Okunma.
22 Kasım 2016
KÜÇÜĞÜN RIZASI NE DEMEK ?!
1051 Okunma.
22 Eylül 2016
HANİ BİZİM DEVLETİMİZ SOSYAL DEVLETTİ !
1193 Okunma.
04 Haziran 2016
YENİ BAKANDAN HAMLELER
1492 Okunma.
26 Mayıs 2016
ÖĞLE TATİLİNDE ÖĞREĞTMENLERE NÖBET GÖREVİ VERİLEBİLİR Mİ?
1203 Okunma.
04 Mayıs 2016
MİLLET YARGIYA GÜVENMEZSE NE OLUR?
1157 Okunma.
14 Nisan 2016
ÖLÜNCE ANLARSINIZ !
1270 Okunma.
31 Mart 2016
ATİLLA OLÇUM NEDEN KOŞUYOR?
1165 Okunma.
26 Şubat 2016
TÜRKLER NEDEN KATLEDİLİYOR?
1259 Okunma.
18 Aralık 2015
LİDERLİK
1402 Okunma.
07 Eylül 2015
BİR YİĞİT KAÇ YILDA MEYDANA GELİR
1454 Okunma.
11 Ağustos 2015
BU DEFA GÜNAH KEÇİSİ KİM OLACAK?
1280 Okunma.
04 Ağustos 2015
KIRMIZI KİTAP, TERÖR VE LANET !
1304 Okunma.
21 Temmuz 2015
ON’UNCU KÖY
1612 Okunma.
28 Mayıs 2015
MEMURA TEMMUZ SICAĞINDAN ÖNCE ENFLASYON CANAVARI VURDU
1569 Okunma.
11 Mayıs 2015
SENDİKE NEDİR, İŞVEREN KİMDİR-6
1155 Okunma.
10 Nisan 2015
ALLAH RAHMET EYLESİN
1262 Okunma.
16 Mart 2015
HANGİ TERAZİ
1239 Okunma.
25 Şubat 2015
KÜLTÜR ŞEHRİ TİRE
1521 Okunma.
20 Şubat 2015
ÖLÜM KOKUSU
1282 Okunma.
20 Ocak 2015
ALLAH RIZASI İÇİN BİR GÜN DE “TÜRK” OLUN
1900 Okunma.
13 Ocak 2015
MEMNUN MUSUNUZ ?
1340 Okunma.
22 Aralık 2014
HELE DUR Bİ HESABIMIZI GÖRELİM
1295 Okunma.
28 Kasım 2014
SULANDIRMAYALAM BEYLER !
1452 Okunma.
08 Kasım 2014
KAYMAKAM BEY’E AÇIK MEKTUP
2381 Okunma.
30 Ekim 2014
CUMHURİYET
1262 Okunma.
16 Ekim 2014
EKMEK PARASI ve ESHOT
1487 Okunma.
22 Ağustos 2014
50 GRAM HELVAYA ….
2668 Okunma.
19 Ağustos 2014
TİRE Mİ SATILIK YOKSA…
2553 Okunma.
14 Ağustos 2014
VİRA BİSMİLLAH “Varlığım Türk varlığına armağan olsun”
1901 Okunma.
05 Ağustos 2014
BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU
1554 Okunma.
19 Haziran 2014
KARNE KİMİN
1403 Okunma.
14 Haziran 2014
BU DA OLDU
1256 Okunma.
31 Mayıs 2014
BAK NELER NELER OLUYOR HAYATTA
1697 Okunma.
15 Mayıs 2014
ACI
1400 Okunma.
06 Mayıs 2014
GURURUMUZ OLDULAR
1256 Okunma.
26 Nisan 2014
ULUSAL EGEMENLİK
1343 Okunma.
08 Nisan 2014
İKİNCİ SEÇİM
1397 Okunma.
22 Mart 2014
MOBBİNGLE MÜCADELEDE BİR İLK
1561 Okunma.
04 Mart 2014
KAYMAKAM BEY’E AÇIK MEKTUP
2283 Okunma.
22 Şubat 2014
ADINI SİZ KOYUN
1288 Okunma.
11 Şubat 2014
TIPIŞ TIPIŞ
1404 Okunma.
Haber Yazılımı