Yazı Detayı
11 Şubat 2014 - Salı 09:47 Bu yazı 1287 kez okundu
 
ERDEMLİ OLMAK
HÜSNÜ BARIŞAN
 
 

 

İnsan düşünme kabiliyeti ile diğer canlılardan ayrılır. Ancak insanın en önemli özelliklerinden bir tanesi onun doğruluğu başkalarına daima zararlı olmak istemeyişi her zaman iyiliğin ve dürüstlüğün yanında olma isteğine sahip olma kötülüğe ve başkalarına zarar verme isteğine sahip olmamasıdır. Ve var ki pek çok insanda işin içine menfaat girince çok kez karakterler değişir ve kişi menfaatine nasıl uyarsa yaşam yörüngesini ona göre düzenler.

Bu konuda insanın iyinin kötünün ayrımını yaparken göstereceği davranış ile ilgili en güzel misal : sinema ve tiyatro oyunu seyrederken yapay da olsa duyduğumuz duygulardır. Zira biz seyirciler film ve oyun kahramanlarının her zaman iyilerinin başarıya ulaşmalarını dileriz. Kötülerin ve diğer insanların nefretini kazananların sonunda cezalanmasını bekleriz. Ve filmi veya oyunu böyle bir beklenti içerisinde seyrederiz. Bunun nedeni oyunun bitiş şeklinde menfaatimizin olmamasıdır. İşin içine menfaat girerse durum değişir ve insanlar iyi kötü ayrımı yapmadan menfaatlerinin olduğu yanın başarıya ulaşmasını diler. Tıpkı sinema oyununu seyredenler gibi gerçek yaşamda da menfaatlerini ön planda tutanlar yörüngelerini ona göre belirler. İyi kötü ayrımı yapmaz. Peki bunun aksi olmaz mı? Yani kişisel menfaatlerini ön planda tutmayan ve daima dürüst ve ahlaklı davranışları destekleyen ve savunan kişiler yok mudur? Şüphesiz vardır. Bu kişilere erdemli kişiler denir. Amma çok kez bunlar çoğunluğu oluşturmaz. Cehalet erdemsizliğin yanı başında yer alır. Tarih boyuna örneğin “Güneş Tanrı değildir” diyen ölüm cezası yerine dönemin başbakanın eşi Miletli Aspasya’nın araya girmesi ile cezası ömür boyu sürgüne dönüştürülen Urlalı bilim adamı Anexpovas (M.Ö. 500-428), Yunan filozofu Sokrat (M.Ö.477-399), dünya dönüyor dediği için on bir yıl hapis yatan İtalyan Fizik Bilgini Galite( 1564-1642) Kumpas(!) kurulma usulü ile düşmana devlet sırlarını sattığı iddiası ile ömür boyu hapse mahkum olan sonra da üstün başarı madalyası verilen Fransız yüzbaşı Dregfüs (19 yy) v.s. kişileri mahkum eden işte bu cahil ve erdemsiz davranıştır.

Erdem bir bakıma doğruluktan ayrılmamayı öneren alışkanlıkları içerir. O mutlaka sağlam karakterli insanlarda olur. Erdemli kişiler mutlaka basiretli, kararlı, alçak gönüllü, bağımsız, kendilerine güvenilir, özgür fikirli insanlardır. Erdemin aşırılık ve kusurdan uzak altın bir çerçeve içerisinde olduğuna inanılır. O aynı zamanda aşırı çekingenlik ve saldırganlıktan uzaktır. Erdem kişi gerçekçi ve sabırlıdır. Büyüklük duygusundan uzaktır.

Birçok dilde yer alan atasözü düzeyinde bazı ifadeler erdemin önemini vurgular. Birkaç misal:

-Maddi menfaat amacı ile Tanrının adını anan kişi aslında şeytanın adını anar.

-Para tutkusu olan kişinin kalbinde erdemlik barınmaz.

-Erdemlik insan ile Tanrıyı birleştirir.

-Erdemlik değerli mücevherdir.

-Erdem bütün iyi değerleri içerir.

-Erdem kandan değerlidir.

-Erdem gerçek asalettir.

-Erdem yaşlanmaz.

 -Erdem eken olumlu ün biçer.

-Şeref erdemin ödülüdür.

-Bir atı zorla su içmeye götürebilirsiniz amma ona zorla su içiremezsiniz.

Okurların pek çoğu Efes ören yerindeki M.S. 135’de inşa edilen Celsus kütüphanesini görmüştür.

Kitaplığın cephe duvarı üzerinde dört bayan heykeli dört sembol var. Temsil ettikleri kavramlar: Erdemlik, akıl, zeka ve bilimdir. Baba Celsus Polemanus veya oğul Celsus Aquılla’ın bu dört niteliğe sahip olduğu anlatılmak istenir. Ve her iyi insanın bu dört vasfı taşıması gerektiği mesajı verilir bizlere.

Ne var ki binanın proje müellifi şöyle seslenir bizlere: Bu dört niteliği yansıtan üç sembolü birer süs veya dekor gibi algılayabilirsiniz. Amma erdem gerçek iyi insanın vaz geçilmez özelliğidir.

Yazımızı ünlü filozof yazar Amerikalı Ralph Emersor’un  (1803-1882) sözleri ile bitirelim:

Erdemliğin en büyük ödülü erdemliliktir.

 
Etiketler: ERDEMLİ, OLMAK
Yorumlar
Haber Yazılımı