Yazı Detayı
14 Mart 2015 - Cumartesi 10:12 Bu yazı 1304 kez okundu
 
MİLET’Lİ KADINLARIN DANSI
HÜSNÜ BARIŞAN
 
 

Yaşadığımız bölgede Büyük Menderes Havzası ağzında kurulmuş olan antik kent Milet’in tarihi M.Ö. 2000’e kadar gider.

Yunan yazarlarına göre ilk halkı Karyalılar ve Lelejlerdir. M.Ö. 687’den itibaren Tiran adı verilen diktatörlerin yönettiği Milet çok sayıda kolonisi ile adeta bir deniz imparatorluğu idi. Lidya Kralı Croseus ile özel bir anlaşma yapan Milet Lidya Devletinin yıkılışından sonra Perslerin egemenliğini tanıdı. M.Ö. 4 yy.’da Persler tarafından Satıaplar aracılığı ile yönetildi. M.Ö. 334’de İskender’in eline geçti. M.Ö.307 de Selefkoslar devletine katıldı. M.Ö. 188’de özgürlüğüne kavuştu. M.Ö.’133’de Bergama krallığının Roma’ya bağlanması ile Roma eyalet sınırları içinde yer aldı. Bizans döneminde oldukça küçüldü. 133 yy’da Selçuk Egemenliğine girdi ve Balat adı ile anıldı.

Milet güçlü ve ünlü devlet olma yanında bilim ve felsefe alanında da çok ünlüdür. Thales, Anaximenes, Anaximander Milet’te yaşamıştır. Hecataeus, Herodotus’un da Milet’te bulunduğuna inanılır. Bir diğer büyük bilim adamı Histaeus de Milet’te yaşamış daha sonra 11 yıl süre ile Susa şehrinde bulunurken damadı Aristoyoras Milet’i yönetmiştir.

M.Ö. 494’de Perslerin Milet’deki isyanı bastırması Milet’in parlak günlerinin son bulması anlamı taşır. Bunula beraber Roma döneminde imparatorluk sınırları içinde bağımsız denilebilecek bir görünüm içindedir.

Özetlemek gerekirse Milet’de tıpkı Anadolu’nun diğer birçok kent devleti gibi Antigous ve Lysimacose’tan sonra Suriyeli Selephcose’lar Mısırlı Ptolemus’lar ve Bergamalı Atoloslar ve Selefleri ve de nihayet Roma’nın egemenliği tanınmıştır.

Milet ziyaret edilmesi  gerekli bir yer. Görülecek eserlerden bahsetmeyi başka bir yazıya bırakıyorum.

Kentte M.Ö. 1200 dolaylarında inşa edilen geniş koruma duvarı İon istilasını engelleyemedi. Cudros’un oğlu Neileus’un komutasındaki ikinci karma Caria ve Giritlilerin oluşturduğu işgalciler amma özellikle İonlar hiçbir kadın getirmediklerinden tüm erkekleri öldürdükten sonra sağ kalan eşler ile evlenmişlerdir. Kadınlar aralarında ant içerek kocaları olduğunu iddia eden kişilere hitap ederken hiçbir zaman isimleri ile hitap etmemeyi ve aynı masaya onlarla oturmamaya karar vermişlerdir.

Ayrıca bütün kadınlar bazen hep birlikte bazen de gruplar halinde bir araya gelip olayı protesto için birlikte yalnız, yani eş olmadan, dans ediyorlardı. Çünkü başka bir şey yapabilme olanakları yoktu.

Birkaç yıl önce ABD’de Büyük Okyanus kıyısında Güller şehri Portland Oregon’da şehrin müzesini gezip salonda bir ara oturunca yanımıza gelen bir bayan müzemizi beğendiniz mi? Diye sorduktan sonra çalışma odasına davet etti. Bende beni almaya gelecek arkadaşı beklediğimi ve sorusu üzerine Türk olduğumu söyleyince Müdüre Hanım hemen bir CD armağan etti bana. Bu ünlü bir Amerikalı bestecinin Miletli kadınların dans şarkılarının sözleri ve müziğini içeriyordu. (Bestecinin ismi galiba Swig idi.) Taşınma nedeni ile kaseti bulamadım. Umarım kaybolmamıştır.

Son acı olaylarda bir grup kadının üstelik değişik bir sebeple dans ederek protestolarını somutlandırdığı görülünce onlara Fatiha okumaları önerildi.

Katillerin işgalci düşman olduğu Miletli kadınlar olayı tahminen 2500 yıl önce ceryan etmiş. Onun için bu olayda böyle bir tavsiyenin bahis konusu olmaması lazım.

Amma ben gene de yıllar önce İstanbul’da seyrettiğim bir güldürünün bir sahnesini burada zikretmek sureti ile yazımı sonlandırmak istiyorum.

Seçim öncesi Erzurum’a bir aday gider. Başlar vatandaşlara konuşmaya: Pek çok aatten sonra “Beni seçerseniz Erzurum’a gemi seferleri başlatacağım. “der ve vatandaşın biri “İyi de Erzurum’da deniz yok! Deyince aday yanıt verir: “Canım hele bir gemi gelsin. Ondan sonra denizin gelmesi kolay!”

 

 
Etiketler: MİLET’Lİ, KADINLARIN, DANSI
Yorumlar
Haber Yazılımı